Psikolojik sağlığın iki ölçütü

Psikolojik sağlığın iki ölçütü

Psikiyatri daha çok neyin sağlıksız, anormal olduğunu tanımlaya çabalar. Freud’un psikolojik sağlık için ileri sürdüğü “sevmek ve çalışmak” ölçütünden bu yana psikolojik sağlığı tanımlayabilmek için belli bir adım atılmamıştır.

Meslek yaşamımızın sonlarına doğru yaklaşırken bize göre psikolojik sağlığın iki ölçütü var. İkincisinden başlayalım. Görünüşte aklı başında olan, belirgin bir ruhsal rahatsızlığa duçar olmuş izlenimi vermeyen bir kimsenin psikolojik bakımdan durumunu kestirmeden test etmek istiyorsanız, onun, çocuklara ve gençlere karşı hislerine ve duygu ve düşüncelerine bakmalısınız. Psikolojik bakımdan sağlıklı insan, şu dünya hayatındaki ikametimizin geçici olduğunu bilir, faniliğin künhüne vakıftır. Bu bilgi ve vukufiyetini, dünyanın acemi mukimleri çocukları ve gençleri samimiyetle sevgisinde dışa vurur. Hayat hakkındaki bilip öğrendiklerini onlara sevgi ve şefkatle öğretmek, kendi yaşadığı zorlukları onların çekmemesini ister. Aynı şekilde neleri kaçırdığını onlardan öğrenmek için çabalar. O yüzden kim ki, çocukları ve gençleri hiç sevmiyor, onların varlıklarına bile tahammül gösteremiyorsa o kimseye bir mim koyun. Bu kişi, faniliğini yeterince idrak edemediği için, kendisinde menzile bir adım daha yaklaştığı hissi uyandıran çocuklardan ve gençlerden hazzetmiyordur büyük ihtimalle.

Bilerek ikincisinden başladım zira psikolojik sağlığın birinci ölçütü o kadar net ve kapsayıcı ki, bir başka ölçüte lüzum bile yok. Haddi zatında sözünü ettiğim ikinci ölçüt de birinciyle yakından bağlantılı. Birinci ölçütümüz hasetle, daha doğrusu onun tam zıddı minnet hissiyle ilgili. Minnet hissinin gelişimini, psikolojik sağlığın temel ölçütü olarak görüyorum. Bir kimsenin kendisine yapılan iyiliğe verdiği cevap, onun psikolojik olgunluğu hakkında en sağlam kaynaklarımızdan. Mesleki bilgi ve tecrübem, bir kimsenin psikolojisine normal, kişiliğine sağlıklı diyebilmemiz için onda, belli ölçülerde şükran duygusunun, minnet hissinin gelişmiş olmasını şart koşuyor. Kendisine bahşedilen hayat nedeniyle Yaratıcısına samimiyetle şükreden, başka insanlardan, diğer canlılardan gördüğü iyilikler karşısında içtenlikle teşekkür edebilen kimse hakkında içiniz büyük ölçüde rahat olabilir.

Bir kimsede minnet hissi, ne kadar eksikse o eksikliğin yerini haset ve tamahkârlık, açgözlülük doldurur. Hasislik kadar apaçık görülebilen bir psikolojik hal daha yoktur. Hasis insan, minnet duygusu iyi gelişmediğinden içtenlikle teşekkür etmeyi beceremez. Dünyadan, hayattan, herkesten alacaklı gibidir. İstekleri karşılandığında teşekkür edeceğine anında yeni bir istekle karşınıza dikilir. Arada teşekkür benzeri beyanları olsa bile bunun yapmacık olduğunu, içine sinerek söylenmediğini hemen anlarsınız.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

no images were found