Empati çok iyi ama nasıl?

Empati çok iyi ama nasıl?

Empati; aşk gibi herkesin bildiği ama kimsenin ne olduğunu tam olarak anlatamadığı bir iletişim özelliği. Empati, “Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumun ona iletilmesi sürecidir.” diye tarif edilir. Tarifi bu kadar zor görünmesine rağmen bir insanla iletişimimiz sırasında en kolayca hissettiğimiz şeydir o. Herkes, karşısındaki insan tarafından dinlenilip dinlenmediğini anlaşılıp anlaşılmadığını bilir. İnsan ilişkisine tadı empati katar, sıradan iletişim onun sayesinde “muhabbet”e dönüşür, kalitesi artar. Empati yeteneği yüksek olan insanlarla bir şeyler paylaşmaktan zevk alırız. Çünkü onun kendisini bizim yerimize koyduğunu, dünyaya ve anlatılan olaya bizim perspektifimizden bakabildiğini biliriz. O sadece iyi bir dinleyici değil, iyi bir anlayıcıdır da. Bize gerçek anlamda “anlama”yı ve “anlaşılma”yı sağlayan empati, iletişimde ulaşılan en üst noktadır.

Empatik bir anlayışla dinleyen kişi, bu arada dışarıdan, mümkün olduğunca objektifliğini yitirmeden bakabilmeyi de başarır. Elinden geldiğince eleştirmek ve yargılamaktan kaçınır. Karşısındakini övmeden, yargılamadan, eleştirip suçlamadan yalnızca anlamaya çalışır. Empati kurarken objektifliği yitirmemek, karşımızdaki kişinin duygusal yoğunluğu içinde boğulmamak gerekir. Bu objektifliğin muhafaza edilmesi meselesi, empatiyle, sempatinin birbirinde ayrıldığı ya da en çok karıştırıldığı noktadır. Sempati, o insana karşı objektifliği ortadan kaldıran bir benimseme halidir ve empatiye engeldir. Empatik bir tavırla karşılaşma umuduyla insanlar birbirlerine yakınlaşır, aralarında gerçeğe dayanan sevgi gelişir.

Empati için yalnızca kendisini karşısındaki insanın yerine koymak, onun gibi bakmaya, anlamaya çalışmak yetmez, zihinde oluşan empatik anlayışın, karşıdaki kişiye iletilmesi de çok önemlidir. Karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini tam olarak anlasak bile, eğer anladığımızı ona ifade edemiyorsak empati kurma süreci tamamlanmış sayılmaz ya da bir işe yaramaz. Ama Empati çabamızın sonunda bunu da yapabilmişsek, uygun bir ifadeyle ne durumda olduğunu anladığımızı karşımızdakine iletebilmişsek, başarımızı onun gözlerinde net olarak okuruz. Bize çok önemli bir yardım almış gibi minnetle bakar, sıkıntısını biraz olsun giderebildiğimiz için gözleriyle teşekkür eder.

Empati kurmak, karşımızdaki kişinin söylediği duygu ve düşüncelerin aynısını ona tekrar etmek değildir; empati yapabilen insan, “papağan gibi tepki vermez”. Sürecin sonunda ne söyleyeceğimiz, karşımızdakine nasıl geri-bildirimde bulunacağımız, ifade edilen duygunun şiddetiyle çok alakalıdır. Bunun için de karşımızdaki kişinin sadece sözel tepkilerine değil, duruşuna, jest ve mimiklerine, ses tonuna, konuşma temposuna dikkat kesilmek icap eder.

Hepimizin gündelik yaşamımızdan bildiği anlatmaya çalıştığımız empati, insan ilişkilerinin olumlu mayasıdır. Onun sayesinde birbirimize yakınlaşırız, iletişimimiz su gibi akar gider; iki taraf da insan gibi hisseder, daha doğrusu anlaşılmanın ve önemsenmenin hiçbir şeye değişilmez tadını fark eder, insan kardeşinin anlayışı sayesinde gerilimden kurtulur.

İnsan ilişkilerinde, birbirimizle iletişimimizde böylesine önemli olan empati yeteneği, maalesef hepimize doğuştan eşit ölçüde dağıtılmamıştır. Aramızdan bazılarında bu potansiyel doğuştan daha yüksektir ve söylediğimiz gibi onlar çevrelerinde ilişki ustalıklarıyla hemen öne çıkar, tanınırlar. Lakin empati becerisi çalışmakla, eğitimle geliştirilebilir. Zaten kişilik gelişiminde mesafe kat ettiğimizin önemli göstergelerinden birisi empati becerimizdeki bu gelişimdir. Empatinin insan ilişkisi ve iletişimindeki bu vazgeçilmez rolü nedeniyle, başta psikolojik bilimlerde insanlara hizmet verenler olmak üzere, insan ilişkileri üzerine bina olan mesleklerde, sağlık çalışanları, sosyal çalışmacılar, danışmanlar, satış elemanları, öğretmenler vs. empatik becerilerini arttırmak amacıyla empati eğitimi verilmesinin öneminden daha sık bahsedilmekte, uygulamaya konmaktadır.

Empati becerileriyle ilgili çok ilginç araştırma sonuçları var. Örneğin duygu ve düşüncelerini iyi ifade edebilen toplumsal uyumları ve duyarlılıkları yüksek insanların empati becerilerinin de yüksek olacağı birçok araştırmayla kanıtlanmış. Empati, duygusal zekânın ana unsurlarından kabul ediliyor; eleştirel düşünmeyi ve zihinde canlandırmayı arttırdığı söyleniyor. Yine örneğin müzikle uğraşanların ve evinde evcil hayvanı olan kişilerin empati becerilerinin diğerlerine göre daha gelişkin olduğu bulunmuş. Ayrıca tahmin edileceği gibi empati becerisi yüksek ebeveynin çocuklarının da ileride empati becerisi açısından şansları daha yüksek. Ama tam tersi de geçerli, kaygılı ve depresif olanlarda, çocuklarını ihmal edenlerde ve saldırganlık eğilimleri fazla olan kişilerde empati becerileri de aynı şiddette azalıyor.

Hepimiz aynı empati becerisi donanımıyla dünyaya gelmiyoruz ama her birimiz çalışarak, gayret göstererek empati becerimizi geliştirebilir, başkalarını anlama ve yardım etmede, dolayısıyla geçimsizlikleri çözmede başarılarımızı arttırabiliriz. Bir psikoloji profesyoneli, ilişkilerimizde gösterdiğimiz empati düzeyini en kalitesiz tepkiden en kaliteli tepkiye göre 1’den 10’a kadar sıralamış. İletişim sırasında ne yaptığınıza, size bu sıralamaya göre hangisinin uyduğuna bakın ve empati becerinizi geliştirmek için daha kaç arpa boyu yol almanız gerektiğine karar verin.

  1. “Senin problemin karşısında başkaları ne düşünür?” diyerek karşısındakini anlamaktan vazgeçip birtakım toplum kurallarından, atasözlerinden örneklerle onu hırpalama yoluna gitmek. Bu, empatinin en alt düzeyidir, daha doğrusu empati yokluğudur.
  2. “Eleştiri” düzeyinde olanlar, karşısındakini anlamak için yine hiçbir gayret göstermezler, onu kendine ait değer yargılarıyla yargılamayı tercih ederler.
  3. “Akıl verme” düzeyine gelenler, ilk iki düzeydeki gibi hırpalayıcı değillerdir ama hâlâ karşısındakini anlamaya teşebbüs etmez, sadece ne yapması gerektiğini söylemekle yetinirler.
  4. “Teşhis” düzeyindekiler, bir adım daha ileri giderler, anlamaya yeltenmezler ama basit hekimlik gösterisiyle iletişimin sorumluluğundan sıyrılmaya çalışırlar. “Sen bunu kendine fazla dert ediniyorsun.” gibi ifadeler, onların joker cümleleridir.
  5. “Bende de var” düzeyine gelenler, karşısındakini dinlemiş ve anlamış gibi yapmayı becerebilirler ama karşısındaki “Aynı dert benim de başımda….” deyip geçiştirildiği için anlaşıldığına hiç ihtimal vermez.
  6. “Benim duygularım” düzeyine ulaşanlar, nihayet karşısındakine onu anlamaya çalışan bir insan gibi dinlediklerinin ipucunu verirler. Hiç değilse “Üzüldüm”, “sevindim” diyebilirler ama henüz gerçek empatik anlamaya çok yol vardır. Zira empati kurmak için öncelikle karşımızdakinin bizim gibi bir varlığının, bizden farklı değer yargılarının ve inançlarının olduğunu bilmek, kabul etmek ve bu nedenle onu haklı-haksız, iyi-kötü diye yargılamamak gerekir. Bu düzeye gelememiş kimseler, bu değerlendirmeyi yapacak beceriyi gösteremezler.
  7. “Destekleme” düzeyine gelmiş olanlar, karşısındakinin sözlerini tekrarlamadan onu anladığını, onu desteklediğini belirterek empati yolunda çok önemli bir adım atabilenlerdir.
  8. “Soruna eğilme” düzeyine varabilenler, empati için en gerekli olan şeylerden birini yapmaya, soruna ilişkin sorular sormaya başlamışlardır.
  9. “Tekrarlama” düzeyinin basamağını tırmanacak kadar empati becerisi gelişmiş olanlar, kendisine iletilen mesajı mesaj sahibinin kullandığı kelimelere de zaman zaman yer vererek onu tartışmasız biçimde can kulağıyla dinlediğini belli ederler.
  10. “Derin duyguları anlama” düzeyi, empatik becerinin sonuncu basamağıdır. Bu basamağa kadar gelebilenler, artık zirvededirler. Kendisini empati kurduğu kişinin yerine koyarak onun açıkça ifade ettiği ya da etmediği bütün duygularını ve onlara eşlik eden düşüncelerini fark ederek, bu durumu ona ifade edebilecek bir olgun kişi vardır artık karşımızda.

Empati yeteneğiniz bu on düzeyin hangisine uyuyor, bulabildiniz mi? Eğer beşin altında yer alıyorsanız, “karşılaştığınız geçimsizliklerin nedenleri arasına kendi iletişim beceriksizliklerini de katın ve empati yeteneğinizi arttırmak için hemen çalışmaya başlayın” deriz.

Kaynak: Geçimsizler: Kişilikleri Tanıma ve Geçinmeyi Kolaylaştırma Kitabı’ndan (Doç. Dr. Murat Beyazyüz ile birlikte) Kapı Yayınları.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

Galeri

WhatsApp-Image-2020-04-24-at-09.59.43-1 EROLGOKA25-scaled EROLGOKA-1 IMG-20190810-WA0064 kitap ShowLetter1 01 09 15 13 17-1 IMG_0971-Özel