Mütevazı ve sade değilsen sen değilsin!

Mütevazı ve sade değilsen sen değilsin!

Mütevazılık, sürekli hale gelmiş bir özeleştiri kabiliyetidir. İnsanın kendinden kuşku duyabilme, haddini hududunu bilip kendi sınırlarına çekilme becerisidir; ne olduğunu ne olmadığını bilmek ve kendini öylece kabul etmektir. Mütevazı insan, özür dileyip, kendini suçlayıp duran insan değildir. Başkasına olmadığı gibi kendisine yönelik de yersiz bir öfkesi yoktur.

Mütevazılık, kendini, başka insanları ve hayatı sevmek ama en çok da hakikati kendinden daha fazla sevmektir. Hakikati idrak etmeye çalışan insanın ilk fark ettiklerinden birisi faniliği, büyük deverandaki, dünya hayatında yerinin bir noktadan bile küçük olduğudur. Kendi hakikatini bilen insan samimidir de. O yüzden tevazu sahibi mütevazı insanın en berrak görünümlerinden biri de içtenliğidir. Her mütevazı insan aynı zamanda merhamet, şefkat ve cömertlik erdemleriyle de doludur. Kişi, ne kadar merhametliyse, cömertse o kadar mütevazıdır ya da tersi…

Mütevazılığa en yakışan yaşama tarzı sadeliktir; olduğu gibi olmak, -miş gibi yapmamaktır, içinden geldiği gibi olmak, kendiliğindenliktir. Sade kişi, adeta kendini unutmuş, olabilecek en yalın ifadesine indirgenmiştir. İkiyüzlülüğün, kompleksliliğin, kendini beğenmişliğin zerresi yoktur onda. Saftır ama aptallık ve bönlük semtine uğramamıştır. Sığ bir suyun kendini ancak bulanıklıkla saklayabileceğini bilir.

Mütevazılık, başkalarında hayranlık uyandırır ama bu amaçla yapılırsa hemen kendini belli eder ve olumsuz bir hale dönüşür. Tevazuun asla reklamı yapılamayacak, sadece başkaları tarafından görülüp değerlendirilebilecek bir erdem oluşu, eşsizdir. Kimse kimseyle tevazuda yarışamaz, böyle bir yarışa kalkışan kimseyi tevazu, daha en başında kulvar dışına itiverir. 

Mütevazılık ve sadelik ikisi de yapmacıklığın, gösterişçiliğin tam karşıtı olmak noktasında birleşirler. Mütevazı-sade kişinin “gibi olmak” istediği, bir kimse, bir şey yoktur. Kendini de hayat gibi sorgulamadan, kabul ederek yaşar. Kendini ne över ne küçümser; ne çok ciddiye alır ne trajikleştirir; kanıtlamaya, üstün çıkmaya çalışmaz, neyse odur; ne yapıyorsa onu yapmaya devam eder, yorumlanacak, üstüne düşünülecek pek bir şey yoktur. Basit, berrak, hesapsız ama sabırlı ve huzurludur. Üstünlük taslamaz, kimseyi tebaası olarak görmez. Hem çocuklarla iyi geçinir hem de çocuk gibidir. Bir ruh çocukluğu vardır mütevazı-sade insanda tertemizlik, saflık, kirletilmemişlik manasında… İnsan mütevazılığı, sadeliği başarabildiği ölçüde, narsisizme karşı bir panzehir elde ettiği gibi endişeye karşı rahatlığı, kaygıya karşı sevinci yakalamış, hayatın menfi ciddiyetini biraz hafifletebilmiş demektir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Videolar

Yükleniyor...

Galeri

Ekran-Resmi-2022-07-06-ÖS-12.47.15 Ekran-Resmi-2022-07-06-ÖS-12.46.20 Ekran-Resmi-2022-07-06-ÖS-12.46.35 Ekran-Resmi-2022-07-06-ÖS-12.46.58 Ekran-Resmi-2022-07-06-ÖS-12.47.34 Ekran-Resmi-2022-07-06-ÖS-12.45.41