Kendini iyi hissetmek için insanlığını feda edenler

Kendini iyi hissetmek için insanlığını feda edenler

Allah’ın her birimizi farklı yarattığı apaçık meydanda… Boyumuzdan posumuzdan, fiziksel görünümümüzden tutun da psikolojik ve kişilik özelliklerimize kadar her alanda birbirimizden değişiğiz. Evet, doğru; yeteneklerimiz ve zekâlarımız da farklı. Aramızda 100 metreyi 9 saniyenin altında koşanlarımız, 2,5 metre yüksek atlayanlarımız olduğu gibi en zor problemleri dakikalar içinde çözenlerimiz de var. Kültür ve gelenek, sınıf ve eğitim farkları da fıtri farklılıklarımıza ilave oluyor, iyice ayrışıyoruz. Farklı inanç, dil ve kültür coğrafyalarında dünyaya geliyoruz ve bu hiçbirimizin elinde değil. Kimimiz refahın içine doğup en iyi okullarda okurken kimimiz sefalete mahkûm bir biçimde kuru yavan acı soğan ile karnımızı doyurabilmek için didinip duruyoruz.

İnsan olmak odur ki, bu farklılıklara rağmen adil ve eşit bir dünya için mücadele eder; insan kardeşlerimizi bizden ayrı, kendimizi onlardan üstün görmeyiz. Bugüne kadar daha iyi bir dünya için mücadelelerin özü, farklılıklarımızla nasıl bir arada, kardeşçe yaşayacağımız, hukuk önünde eşit olacağımızdır. İnsanlık onurunu yüksek tutanlar, ideolojileri ne olursa olsun, bu noktadan yola koyularak düşüncelerini oluştururlar. İnsanın enginliğine, toplumsal sağduyuya, dayanışmaya inanırlar.

Kim ki, kendisiyle diğer insanlar arasındaki ayrımı, somut davranışlar, iyilikler ve kötülükler üzerinden değil de doğrudan doğruya o kimsenin içine doğduğu, içinde bulunduğu topluluktan kalkarak yaparsa insanlık niteliklerinden zafiyet başlar. Tanımadığı insanlara karşı sırf etnisitesi, siyasi görüşü, inancı, yoksulluğu, konuşma ve giyim tarzı nedeniyle tahkir ve tezyif edici söylemde ısrar ederse insanlık limanından iyice uzaklaşır. Bu insanlık dışı tutumundan, siyasi bir tavır üretmeye kalkarsa “ırkçılık” çukuruna düşer.

Başka insanları hor ve hakir görmek, küçük düşürmeye çalışmak, kimi zaman da bazılarının iç-dünyasında sinsi bir biçimde işler, bu tür tutumlar kendileri söylemeseler ve farkına varmasalar da psikolojisine iyi gelir.  Psikolojisinin yaptığı bu ince manevra, narsisistik bir makyaj vazifesi görür; bu sayede kötülükleri, kirleri başkalarının üzerine boca ederler, kendilerinin “arınmış”, daha güzel, üstün ve kaliteli olduklarını sanmaya başlarlar.  Gariban insanlara saldırdıkça kendilerini iyi hissedenler, rahatlamanın tadını aldıkça yanaşmaya, birlikte tavır almaya tempo tutmaya başlarlar, bir linç kültürüne doğru savrulurlar. Garibanlara hep birlikte vurdukça kendi aralarındaki siyasi, ideolojik farklılıkları azalmış, aynı hizadakileri kaynaşmış, bir bütün olmuş sanırlar. Oysa sadece narsisizmleridir ortaklaşan, bireysel narsisizmleri “kolektif” hale dönüştükçe onlar küçük gördüklerinden uzaklaşacağız derken iç-dünyalarının katran karasına boyanırlar. Siyah, hepsini birbirine benzetir.

1 yorum

  1. Şeyda

    👍🌿

    Yanıtla

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

no images were found