Pennsylvania: Penn’in ormanı

Şöyle bir zihnimi yokladım. ABD’de dini oluşumların toplum hayatındaki rolüyle ilgili olarak ilk kez yıllar önce asistanlığım sırasında modern psikiyatri tarihi çalışırken karşılaşmıştım. 18. Yüzyıl sonlarında akıl hastalarının zincirlere bağlandıkları tımarhanelerden kurtulmalarında “Quaker” denilen, gnostikler (Hıristiyanlık’ta Hz. İsa’nın Tanrı’nın bilgisi olduğuna inanma; diğer dinlerde batınilik) içinde sınıflanan kimseler başı çekiyordu. ABD’de cezaevlerinin ıslahı gibi modernliğin sosyal siyaseti diyebileceğimiz her uygulamanın başlangıcında bu yeni Hıristiyanlık anlayışına sahip gnostikler vardı.
“Dostlar Toplumu” da denilen Quakerlar, 17. Yüzyıl’da, İngiltere’de ortaya çıktı. Kurucusu Leicestershire’da bir dokumacının oğlu olan George Fox, mucizevî bir ses duyduktan sonra Tanrı’yla doğrudan konuşabileceğini ve insanların aracılığı olmadan da aydınlanabileceği sonucuna varıyor ve kiliseleri reddediyor. Amacı, dini hakikati bulmak ve ilk Hıristiyanlığı yeniden canlandırmak olan bir organizasyon kuruyor. Bağlılar, “Tanrı’nın sonsuz paklığı ve yüceliği karşısında hissettikleri huşu nedeniyle titrediklerini” belirttiklerinden kendilerine titreyenler manasında ‘quaker’ deniyor. Quakerların çoğu Teslis’e inanmıyor; ruhban anlayışına sahip olmadıkları gibi uygulamalarında vaftiz, efkaristiya gibi sakramentler yok. Bu vinancın bağlılarına komünyon halinde olmak yetiyor. Onlar için bağlayıcı tek bir öğreti varsa o da Hz. İsa’nın içimizdeki ışığına iman…
Avrupa’da ortaya çıkmış olmalarına rağmen Quakerlar, ABD’de çok daha etkinler. Çünkü bir Quaker olan genç Penn’in babası Amiral Sir William Penn öldüğünde Britanya Kralı’ndan oldukça yüklü bir alacağı vardı. Kral, oğluna borcunun karşılığı olarak şimdiki Pennsylvania eyaletini meydana getiren toprakları verdi. Penn de orada Quaker ideallerine dayanan ve onlar tarafından yönetilen bir koloni kurdu. Bu yeni koloniye Amiral Penn’in anısına, “Penn’in ormanı” anlamına gelen Pennsylvania adı verildi. Eyaletin en büyük şehri Philadelphia (Kardeş Sevgisi) da Quakerlar tarafından kuruldu. Quakerlar, bugün 200 bin gibi çok az bir sayıdalar ve başta Ortadoğu ve Afrika olmak üzere tüm dünyadaki yardım faaliyetlerinde etkinler.
Amacım, günümüzde zayıf bir dini topluluk olan Quakerları anlatmak, onların ve diğer gnostiklerin Amerikan modernleşmesindeki marifetleri üzerine konuşmak değil. Tam tersine Quakerlar ve Pennsylvania’nın zihnimizde yol açtığı çağrışımlardan yararlanarak bir tehlikeye işaret etmek istiyorum.
Muhafazakâr Düşünce Dergisi’nin “15 Temmuz Işığında Türkiye” sayısında, “Gnostik düşünce kurumsal yapılara karşı: Yeni kolonyalizmin sofistik silahı” adlı makalesinde, Felsefe hocası Mustafa Said Kurşunoğlu, çok ilginç görüşler öne sürüyor. Ona göre gerek Hıristiyan gerek İslam dünyasında, sağduyuya ve açıklığa dayanan hem dini hem seküler kurumlar, gizli-batıni hakikate sahip olduklarını ileri süren gnostik akımlarla sürekli mücadele halinde olmuşlar. Günümüz dünyasında gnostik düşüncenin popülaritesinde bir artış olmasının nedeni, ABD’nin yeni sömürgeci politikaları… Yeni sömürgeciler, tüm kurumsallıkları ve aidiyetleri yıkarak bir dünya devleti kurmak istiyorlar. 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi, bu bağlamda, Türk devletinin örnek teşkil etmesini önlemek için, FETÖ’nün Batıni sapkınlığından yararlanarak İslam dünyasına kurulan bir komplodur.
Kurşunoğlu Hoca, tezlerini ABD’deki Hıristiyanlığın, Avrupa’dan farklı olarak, başından beri, büyük ölçüde gnostizmi kaynak almasıyla bağlantılandırıyor. Kuruluş sırasında yukarıda anlattığımız Quakerlar gibi birçok inanç grubu var, bunlar şimdi de Amerikan yönetiminde oldukça etkinler. ABD’nin kurucu babaları, kendilerini zamanın İsrailoğullarını oluşturan seçilmiş bir halk olarak tanımlıyor. “Tanrı tarafından kurulduğu ve yönetildiğine inanılan mistik bir ülke karakteri ile Amerika’nın yöneticilerinin dünyayı yönetme isteği gnostik bir tutku haline dönüşmüş” diyen Hoca, bu yapının dünya devleti ideali için milli devletleri ve kurumsallıkları düşman gördüğünü düşünüyor. Bu durumda pek doğal olarak dünyadaki FETÖ gibi, kendi devletine düşman diğer gnostik oluşumlarla iş birliğine gidiyor diye iddia ediyor. “Batı’da ya da Doğu’da bulunan farklı gnostik yapıların güncellenerek politikaya iteklenmeleri yeni kolonyalizmin bir metodu olarak kendini göstermektedir” diyor.
İtiraz ettiğim noktalar olmasına rağmen bu tezler, özellikle küresel sermaye ve milli devletler çatışmasıyla birlikte düşünüldüğünde çok anlamlı. Ayrıca “Pennsylvania” denince aklımıza gelen hain şahsı, onu kullananların inanç sistematiğiyle birlikte düşünmemize imkân sağladıkları için önemli.

Kaynak: Yeni Şafak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

Galeri

WhatsApp-Image-2020-04-24-at-09.59.43-1 EROLGOKA25-scaled EROLGOKA-1 IMG-20190810-WA0064 kitap ShowLetter1 01 09 15 13 17-1 IMG_0971-Özel