Prof. Dr. Erol Göka: Okumak, her zaman, her yerde

Prof. Dr. Erol Göka: Okumak, her zaman, her yerde

Prof. Dr. Erol Göka, 1959 Denizli doğumlu. Beş çocuk babası. Mektebi Tıbbiye’den. Türkiye’nin ilim ve fikir hayatına Ankara’dan yetişen bir ilim adamı. İhtisasını, tıbbiyenin insan ruhunu inceleyen bir alanında yapmış. Bu alan, önceleri ‘Asabiye’nin içinde yer alırken sonra nöroloji ile birlikte oradan ayrılan ve ayrı bir ihtisas dalı haline gelen ”Psikiyatri’ dir.

Prof. Dr. Erol Göka, entelektüel bir fikir işçisi. Türkiye’nin ahlâk, kimlik, cemiyet, insan ve din alanlarını kendisine mesele edinen bir ilim adamı. Yazı ve eserlerinde daima tenvir eden bir metodoloji görmek mümkündür. Daha çok psikiyatri alanında imal-i fikir eden bir erbab-ı kalem. Kendi teorileri de olan bir hoca. Gazete yazıları, konferanslar, sempozyumlar gibi pek çok ilmi ve akademik faaliyetlerinin yanında çok sayıda kitaplarına en son ‘Kalpten’ kitabının yayınını ekleyen hoca, şimdilerde hayatının en verimli dönemlerini yaşamakta. Yazılarına sinmiş, teşhis, tespit ve tahlilleriyle ve de teorileriyle Türkiye’nin fikir ve kültür hayatında var olan bir isim. Devamlı bir yazı ve fikir çabası var. Çalışmalarından ötürü Türkiye Yazarlar Birliğince iki defa ödül verilen nadir isimlerden biri. Tecrübe ve fikir penceresinin imbiğinden damlalar halinde süzülen görüşlerin sahibi. Kendisiyle okuma ve kitap üzerine oldukça muhtevalı bir röportaj yaptık. İstifadelerinize sunuyoruz efendim.

Maarifin Sesi: Okuma nedir, kaliteli bir okuma nasıl yapılmalıdır?

GÖKA: Bana sorduğunuz bu sorunun cevabını yüzlerce yıl önce Yunus Emre’miz vermiş. Gelin bir kez daha bakalım.

İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne

Kişi Hak’kı bilmektir

Çün okudun bilmezsin

Ha bir kuru emektir

Dört kitabın ma’nisi

Bellidir bir elifte

Sen elifi bilmezsin

Bu nice okumaktır

Yiğirmi dokuz hece

Okursun uçtan uca

Sen elif dersin hoca

Ma’nisi ne demektir

Yunus Emre der hoca

Gerekse bin var hacca

Hepisinden iyice

Bir gönüle girmektir

Yok, yok hemen telaşa kapılmayın, uzun uzun çoğumuzun ezbere bildiği bu dizelerin anlamını açıklamaya girişecek değilim. Bir ömür boyu kitaplarla, okumayla haşır neşir olmuş bir üniversite öğretim üyesine sorduğunuz sorunun maksadını elbette biliyorum. Ama şimdiden sonra ne söylersem söyleyeyim asıl diyeceklerimin Yunus’umuzun dizeleri olduğunu bilmenizi isterim.

Hepimiz elbirliği etmiş, kitap okumanın önemini anlatmaya çalışıyoruz. Kitap okuyunca nasıl ufkumuzun, kelime dağarcığımızın, düşünme becerilerimizin gelişeceğini anlatmaya çalışıyoruz. El hak bütün bunlar doğrudur ama her insanın, alemde müşahede ettiğimiz her şeyin de okunacak bir kitap olduğunu, insana ve tabiata imtihan olacağı bir kitaba çalışır gibi bir nazarla bakan kimsenin hangi kitabı, nasıl okuyacağını da bu sayede bildirmiş olalım.

Önce televizyon sonra akıllı cihazlar çıktı, kitap okuma alışkanlığımız heder oldu; çocuklar, gençler kitapların sıcaklığından mahrum kaldılar diyeceksiniz. Haklısınız. “Televizyon, sosyal medya okuma arzusunu, araştırma hevesini yok ediyor ya da sadece pasaj okuma gibi yeni bir tarza dönüştürüyor. Düzenli kitap okuyan sayısı 1/1000 , ortalama kitap okuma süremiz kişi başı ortalama yalnızca bir dakikaymış” diye ekleyeceksiniz. Haklısınız, doğru söze ne denir. Ben de size diyeceğim ki, bunlar yerine insanların şu “en çok okunan kitaplar” listesinden hiç başlarını kaldırmamalarını mı istiyorsunuz diye karşı cevap vereceğim. “Evet” diyebilecek misiniz?

Okumanın önemi tartışılmaz amenna ama şu muhtevası ve edebi değeri sorgulamaksızın yapılan kitap güzellemelerini anlamıyorum. Bazı kitaplar okumak için zaman ayırmaya değmez. Deniz suyunun içilmeyeceğini anlamak için ille de bir maşrapa içmek gerekmez. Okuyalım, pür dikkat kesilip okuyalım ama önce neyi okuyacağımızı bilelim. Benim okumayla ilgili soru sorulduğunda sözü dönüp dolaşıp Yunus’a getirmem bu yüzden…

Maarifin Sesi: Türkiye’de okuma alışkanlığını yeterli buluyor musunuz? Geliştirmek için sizce neler yapılmalıdır?

GÖKA: Rakamları yukarıda verdim, bunlar, skandaldır. Ancak “çok satan kitaplar”ın da çok arttığı bir gerçek, kütüphanecilerimize sorarsanız kütüphanelerden yararlananlar da artıyor. Yayınevlerine ve kütüphanecilere sorarsanız okuma konusunda her yıl dev adımlar atıyoruz. Doğru söylediklerine eminim. Bazı kitapların o kadar çok reklamı yapılıyor ki, insan evine onlardan edinmezse ayıplanacağı hissine kapılıyor. Allah’tan birbirimizin evine eskisi gibi sık gidip gelmiyoruz da kimse salonlarımızdaki kütüphanelerde hangi kitapları bulundurduğumuzu görmeye fırsat bulamıyor.

Şaka yoluyla anlatmaya çalışıyorum derdimi kusura bakmayın. Geçenlerde de elektronik kitap okuma oranını nasıl yükseltebiliriz diye bir mülakat sorusuna benzeri şekilde cevap verdim. Çocukların, gençlerin ve giderek hepimizin elinde akıllı aygıtlar var artık, etkinlikleri de gün geçtikçe daha da artıyor. İnsanlar, geçmişle bağlarının kopacağından, iyice köksüz kalacaklarından korkuyor olsalar gerek hala matbaa kitaplarından da vazgeçmiyorlar. Yayınevlerinin en büyük sorunu, matbaada basılmak üzere olan kitapların bir biçimde gayrı-meşru yollardan elde edilerek internet ortamına verilmesi…

Uzun lafın kısası, genel olarak okumayı değil de neyi, nasıl okumamız gerektiğini konuşmalıyız. Mesela ben son üç Ramazan boyunca Yasin-i Şerif’i ezberlemeye çalışıyorum ama hala beceremedim.

Maarifin Sesi: Okuma eğitimi için önerileriniz nelerdir?

GÖKA: Ben asistanlarımla bazı dersleri, temel kitapları birlikte okuma şeklinde yapıyorum. Bir bilenin rehberliğinde mühim bir eseri birlikte tartışarak veya açıklayarak okumak galiba en iyi yöntem. Tek başımıza okurken de öyle yapıyoruz aslında yazarla tartışıyor, anlamaya çalışıyoruz.

Maarifin Sesi: Kendi okuma yöntem ve zamanlarınızı anlatabilir misiniz?

GÖKA: Her zaman, her yer… Sadece hangi kitabı, nerede okuyacağımı ayarlamam, kitapları ona göre tasnif edip yerleştirmem gerekiyor.

Maarifin Sesi:Bu sohbet için size çok teşekkür ediyoruz.

GÖKA: Ben teşekkür ederim.

Kaynak: Maarifin Sesi

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

no images were found