“Aşı karşıtlığı ülkemizde zemin bulamıyor”

“Aşı karşıtlığı ülkemizde zemin bulamıyor”

Koronavirüsle mücadelede en güçlü silah olan aşılama çalışmaları devam ediyor. Türkiye’de şu ana kadar yaklaşık 30 milyon insan aşılandı. Ancak uzmanlar, yaş grubu aşağı indikçe aşıya olan rağbetin azaldığını ifade ediyor. İnsanların aşıya karşı tereddütlerini ve aşı karşıtlığını, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Şehir Hastanesi Psikiyatri Eğitim ve İdari Sorumlusu, Toplum Bilimleri Kurulu üyesi Prof. Dr. Erol Göka’ya sorduk.

Toplumumuzda hayli düşük bir aşı karşıtlığı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erol Göka, aşı tereddüdü ve aşı karşıtlığını birbirinden ayırmak gerektiğini belirtti ve şunları söyledi: “Ama özellikle Avrupa’da insanların sisteme olan güvensizliği nedeniyle aşı karşıtı bir zümre oluşmuş durumda ve maalesef bunun bilimsel bir temeli yok. Karşıt olma nedenleri değişiyor, bazıları tırnak içinde bilimsel dediği bir yere oturtmaya çalışıyor ama onların tezleri çok zayıf ve kesinlikle bilimsel olarak geçersiz. Yan etkilerle ilgili bir kaygı da yok çünkü Türkiye’de yaklaşık 30 milyon aşı yapıldı ve hiçbir ciddi yan etki görülmedi. Türkiye tecrübesi bile yan etkilerle ilgili endişeyi geçersizleştiriyor.”

“ÜLKEMİZDE AŞI TEREDDÜDÜ OLSA DA AŞI KARŞITLIĞI HAYLİ DÜŞÜK”

İnsanların aşı konusunda yaşadığı tereddüdü anlaşılabilir karşılamak gerektiğine değinen Göka, “Pandemi süreci zihinleri çok bulandırdı. Bu konular hakkında yapılan haberler de insanları düşündürüyor. Ama insanlarımız hastalığı ve bu hastalığın yol açacaklarını bir kefeye, aşı tereddüdünü de başka bir kefeye koyduğunda bu tereddütleri de çabucak ortadan kalkıyor. Ülkemizde bir aşı tereddüdü var ve bu durum anlaşılabilir ama bizim ülkemizde aşı karşıtlığı hayli düşük” şeklinde konuştu.

“AŞI KARŞITLIĞININ HİÇBİR BİLİMSEL TEMELİ YOK!”

Aşı karşıtlığının bilimsel hiçbir temeli olmadığını dile getiren Göka, “İnfodemi dediğimiz şey yani hatalı tıbbi bilgi bazı yerlerde daha kolay yayılma zemini bulabiliyor. Ama dediğim gibi ülkemizde bunun zemini yok. Bu salgın hastalıkla mücadelede ve yaygınlaşmasını önlemede elimizdeki en büyük silah aşıdır. Halkımızda bu tecrübe oldukça iyi gelişmiştir. Çocukluk aşılarına müracaat oranı anayasal bir sorumluluk olmadığı halde çok fazla ve bunun sonuçları belirgin biçimde ortada. Mesela çocuk felciyle ilgili geçmiş dönemlerde oldukça büyük sorunlar yaşamamıza rağmen aşıların yaygınlaşmasıyla birlikte bu hastalığın ve pek çok çocukluk dönemi hastalığının önüne geçilmiştir. Dünyada yeni doğan ve çocuk ölümlerinde ön sıralarda yer alan bir ülkeyken aşılama becerilerimiz sayesinde bunu gerilere götürebildik ve insanımız bunu elbette fark ediyor” ifadelerini kullandı.

“İNSANLARI ZORLAYAN GİRİŞİMLERDEN KAÇINMAK GEREK”

Aşıyı reddeden ve aşı konusunda tavır alan insanları zorlayan girişimlerden kaçınmak gerektiğini belirten Göka, “Bu zorlama tepkiyi artırıyor ve insanların tedirginliklerini meşru kılabilecek mazeretler üretmesine neden oluyor. Özellikle hekimler ve sağlık çalışanları olarak bütün çabamızın sadece insanların sağlığı için olduğunu ve onlara hizmet için bulunduğumuzu vurgulamamız gerekiyor. Yani insanlar bizim onlar için çabaladığımıza ikna olmazlarsa bunu yenmemiz zor. Tedirginliklerini anlayıp, itirazları nerede yoğunlaşıyorsa ona çözüm bularak ve gerekçelerini çürüterek ilerlemek lazım” dedi.

“SOSYAL MEDYADA AŞI KARŞITLARI ÖRGÜTLÜ BİR TAVIR ALABİLİYOR”

Aşı karşıtı grupların sosyal medyada örgütlü bir biçimde tavır alabildiklerini ve kolaylıkla propaganda yapabildiklerini dile getiren Prof. Dr. Göka, şöyle devam etti: “Biliyorsunuz 5 milyonu aşkın insanımız bu rahatsızlığa bir biçimde yakalandı ve 50 bin insanımız vefat etti. Özellikle genç yaş grubunda olanlar ‘ben hafif geçirdim ve bir şey olmadı’ diyerek hastalığı hafife alıyor. Bazı insanlar hafif geçirebilir ama bu bazılarının ağır geçirecekleri ve onların hayatlarına mâl olabileceği gerçeğini ortadan kaldırmaz. Hafif geçirenlerin de bu hastalıkla ilgili olumsuz propaganda yapmalarını engellememiz, onların ikna edilmesine dönük önlemler almamız, onlar için çaba gösterildiğini ortaya koyan açıklamalar yapmamız gerekiyor. Burada medyaya düşen görev, aşı karşıtlığının çok fazla ve giderek yaygınlaşan bir olgu olarak sunulmaması. Toplumumuz bir illetle karşı karşıya ve ona karşı hep birlikte mücadele sürdürüyoruz. O mücadeleye engel olacak bütün girişimlerden uzak durmak gerekir. Biz sağlıkçıyız ve insanların sağlığı için uğraşırız, başka hiçbir amacımız yoktur.”

Kaynak: Sabah Gazetesi

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

no images were found