İnternette duygusal alışveriş yalnızlığı alır mı?

Hala öyle mi bilmiyorum, 10 yıl önce psikoloji profesyonelleri olarak en çok karşılaştığımız problemlerden birisi, internetteki “chat” (Türkçeye “sohbet” diye çevriliyor ama ben farkını ortaya koymak için “mohbet” diyordum) sitelerindeki sanal iletişim sırasında ortaya çıkan duygusal sorunlardı. O zamanlar internette, sosyal medya, fotoğraf ve video yayınlama, görüntülü görüşme imkânı çok sınırlıydı. Mohbetler daha çok yazılı diyalog tarzında yapılıyordu. Yazının hayal gücünü kışkırtıcı etkisinden olsa gerek, çok fazla duygusal tablo ortaya çıkıyor, gerçek hayattaki hayal kırıklıkları bunu izliyor, ne yapacaklarını bilemez haldeki mustarip insanlar, soluğu profesyonellerin bürolarında alıyorlardı.
Gündelik yaşamın olağan duygusal ilişkilerinde fiziksel yakınlık, neredeyse belirleyici nitelikte… Yani yanımızda yöremizde dolanan, sık gördüğümüz, sık görüştüğümüz insanlarla duygusal ilişki ihtimalimiz, çok daha yüksek. Fiziksel mekân açısından yakın olma, aynı zamanda güvenin de temeli, zira o insanla ilgili birinci elden ve sağlam bilgi sahibiyiz. İnternette de çok kolay duygusal etkileşim ortaya çıkabiliyor ama bunun nedenleri, olağan gündelik yaşamdakinden çok farklı. İnternette yakınlık dediğimizde, hakiki mekânsal bir yakınlıktan bahsetmiyoruz. İnternette olsa olsa aynı sırada “online” (çevrimiçi) olmanın getirdiği ve adına “kesişme sıklığı” denilen durum söz konusu. Fiziksel mesafemiz, gerçekte dünyanın öbür ucu kadar uzak olabilir ama aynı zamanda “online” isek o kimse artık bizim en yakınımızdadır. Dolayısıyla sanal ortamda karşılaşma yani kesişme olasılığı yüksek kullanıcılar arasında daha fazla duygusal etkileşim oluyordu.
Gerek yardım etmeye çalıştığım insanlara, gerek medyaya verdiğim demeçlerde bu bilgilere dayanarak internette başlamış duygusal etkileşimleri, sanal ortamda sürdürmeme, bir an önce gerçekle yüzleşme ve ona göre karar verme önerisinde bulunuyordum. İnternetin sanal ortamıyla ilgili bilgimiz arttıkça, internet iletişiminin yüz yüze iletişimden farklarını daha iyi anladıkça bu önerimizin çok yerinde olduğu daha net ortaya çıkıyor ve bugün de geçerliliğini koruyor. Sanal ortamda nasıl kavga gürültü çok oluyorsa, duygusal yoğunluklardan, hoşlanmalardan ani vazgeçişler de çok sık görülüyor. Sanal âlemde beğeniler, sevgiler kolayca geri alınıveren şeyler; bir kişiden bir “tık”ta kurtulmak mümkün. Ama burası öyle bilinmezlerle dolu ki, bir “tık”ta kurtulduğunu sandığın kişi, ömrün boyunca başına sardığın bir bela da olabiliyor. Sanıyorum internetli yıllardan çıkardığımız derslerden birisi de bu.
İnternet sayesinde sağlanan dostluklar için de benzeri düşüncelere sahibim. Sosyal medya, fiziksel yakınlık olmaksızın gerçek bir ilişki, bir toplumsal ağ oluşabileceğini düşündürüyor ama bu ilişkinin neme nem bir şey olduğu henüz belirsiz. Dostluk için güçlü bir duygusal bağ, güçlü duygusal bağ için karşımızdakini sıkça görmemiz adeta şart. Paylaştığımız geniş bir anlam dünyası, bağlılık ve sorumluluk hisleri zaten bizi o insana karşı çeker, biraz ayrı kalsak özlediğimizi hissederiz. Bizi hayatın güçlüklerinden, yalnızlıktan koruyacak toplumsal destek de güçlü duygusal bağlarımız olan insanlardan gelir. Bunlar internette kurulan ilişkiler tarafından sağlanabilir mi, emin değilim.
Gözlem ve araştırmalar, internetin daha çok önceden tanışılan insanlarla iletişimin sürdürülmesi amacıyla kullanıldığını gösteriyor. Elbette internette yeni insanlarla tanışma, ilişki geliştirme ihtimali de var ama bu sanılandan çok daha az. Yine sanılanın aksine, internette kurulan ilişkilerin güçlü bağlar oluşturdukları da pek doğru görünmüyor. Burada da insan ilişkisinin evrensel kuralları işliyor, kimi zaman internet iletişiminin sanal doğasından kaynaklanan hatalı değerlendirmeler olsa da, fiziksel yakınlık ve paylaşım olmadığı için genellikle yüzeysel ilişkiler kurulabiliyor.
Bazı çalışmalarda internet kullanımı ve insanın bilgisayar başında kalma zamanı arttıkça toplumsal ilişkilerde azalma olduğu, kullanıcıların aileleriyle ve yakın çevreleriyle daha az etkileşimde bulundukları ve kendilerini daha yalnız hissettikleri, dolayısıyla daha kolay ve çok depresyona girdikleri vurgulanıyor. Ama aynı sonuca ulaşmayan, hatta internetin genellikle ilişki amaçlı kullanıldığını ve toplumsallığı arttırdığını, insanların internette sörf yapmaktansa, sohbet ettiklerini ve ileti gönderip aldıklarını bildiren araştırmalar da var. Araştırmalardaki bu çelişki, büyük ihtimalle internetin değişik kimselerce değişik amaçlarla kullanılıyor olmasından kaynaklanıyor. Haydi, haksızlık etmeyelim, internet iletişiminin gerçek, derinlemesine dostluklara imkân verip vermeyeceğini henüz bilmiyoruz diyerek bitirelim. Tüm yenilikler karşısında olduğu gibi internet iletişiminde de korkak değil ama dikkatli, temkinli ve sabırlı olmalıyız.

Kaynak: Yeni Şafak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

Galeri

WhatsApp-Image-2020-04-24-at-09.59.43-1 EROLGOKA25-scaled EROLGOKA-1 IMG-20190810-WA0064 kitap ShowLetter1 01 09 15 13 17-1 IMG_0971-Özel