Prof. Dr. Erol Göka: İnsan her kararında bir tanık arar

Prof. Dr. Erol Göka: İnsan her kararında bir tanık arar

Prof. Dr. Erol Göka ve Rıdvan Tulum, “İnsan neden kötü kararlar verirken tanıdık birini arar?” sorusuna cevap aradılar. İnsanın bir tanık arayışı, beni bu yaptığımdan vazgeçir çağrısı mıdır yoksa yaptığım şeyi biri görmeli ve beni anlamalı dürtüsü müdür? Rıdvan Tulum sordu, Erol Göka Hoca cevapladı.

 

insan tanıdık birini arar kötü kararlar verirken
kolların hafızası en doğruyu hatırlar

             Osman Konuk, Ezbere Bir Türkiye Haritası

 

 

Merhaba hocam. Bu ay şöyle bir şey konuşalım istiyorum. Yine aniden ve hazırlıksız. İnsan kötü kararlar verirken neden tanıdık birini arar?

Kardeş bu yapacağımız konuşmayı sanki dostluk üzerine söyleşeceğiz diye anlıyorum, yanılıyor muyum?

Bir yanıyla evet. Bir yanıyla insanın kötü kararlarına bir tanık araması bahsini de konuşalım istiyorum hocam. Belki de aynı şeyler bunlar.

Hımm… Tamam anladım. Bir sorum daha var, sözün başında… Kötü kararlar derken ne kast ediyorsun?

Herhangi bir konuda yanlış olduğunu bile bile aldığımız ya da almak zorunda olduğumuz kararlardan bahsediyorum.

Peki… Tanık aramak, dost aramakla aynı şey değil kesinlikle ve haklısın insan zor ve özellikle zararına olacağını bildiği kararlarda, hele hele bir de bu kararıyla fedakârlık yaptığına inanıyorsa birileri onu görsün, şahit olsun, tanıklık etsin istiyor. Sen “şahitlik olarak insan ilişkisi” gibi bir şey konuşmak istiyorsun. Çok mühim başlık bence, bravo…

Evet Hocam. Tanıklık etsin istiyor dediniz, neden?

Neden olacak, insan kardeşiyle kendini aynı mayadan mamul gördüğü, bir insanın, bir tanığın aynı zamanda tüm insanlık demek olduğuna inandığı için herhâlde.

Vay canına, “masum bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir” âyetini hatırladım şimdi…

Aşkın da kardeşliğin de dostluğun da toplumsallığın da temeline dairmiş sorun ama muhtemelen ikimiz de bundan haberdar değildik.

Galiba. Yine de kötü bir karar verirken, tanıdık birini aramak bir yanıyla “bundan sonrası için” risk değil mi? Çünkü biri, belki de sevdiğiniz biri sizi kötü kararlar veren biri olarak zihninde kodlayacak… Bu bana bir yanıyla riskli geliyor. Yoksa bir tanıdıkla suçu, hatayı bölüşme çabası mı bu? Nasıl okumalıyız bu durumu sizce?

Hımm… Sen yapı olarak benden daha şüpheci ve karamsarsın… Niye kendisine mani olacak ya da haklıydı diye insanlara eylemini meşru gösterecek bir neden için olmasın tanık arayışı?

Risk mi avantaj mı sorusuna ben ilk önce avantaj noktasından bakmayı düşünürüm. Avantaj varsa riske katlanılır…

Eyvallah Hocam. Avantaj varsa riske katlanılabilir. Ama buradaki tek motivasyon “biri beni durdursun” mu?

Hayır, tek motivasyon o değil elbette işin niye yaptığım, kararlılığım, cesaretim bilinsin, belki de nesiller boyu anlatılsın, mümkünse mazur ve meşru görülsün boyutu da var.

Ama ortada çok kötü bir karar var; insan zihni bu kararın bilineceğini istemez gibi geliyor. Aslında bu soruyu tersten sorduğumuzda, iki soru arasındaki kesişim kümesinde mesele. Yani şu: İnsan, iyi kararlar verirken neden tanıdık birini arar? Belki de iyi ve kötü kararın keşişimini de konuşmamız gerekiyor.

Haklısın o zaman, sorunun beni en başta çarpan boyutuna yani “insan insanın şahididir” boyutuna daha kolay sıçrayabiliriz. Ama şimdilik senin çizdiğin çerçeveden ayrılmayalım.

Senin dediğin karar açıkça suç niteliği taşıyan, başkasına zarar verici bir davranışa yol açıyorsa psikanalizde bu durumu daha çok “itiraf zorunluluğu “ başlığı altında ele alıyorlar.

Yani, bir eylemin gerçekleştirilmeden itirafı… Şiir başlığı gibi bir yanıyla…

Süper ego denilen vicdan diyebileceğimiz bir katman var psikolojimizde. Bu katmanın gelişiminde sorunu olmayan insanlar kötülüklerini haber verir, böylece suçu engellemeye ya da itiraf etmeye çalışırlar deniyor. Bu durumu, her suçlunun bir iz bırakacağı formülü şeklinde kriminolojide okuturlar…

Benim psikolojik bakışım daha derinlikli bir teo-psikoloji tarzında olduğu için bana hayli yüzeysel gelir bu yorum ama bir gerçekliği olduğu kesin…

Şimdi siz böyle söyleyince; aklıma Süleyman Çobanoğlu’nun, “Çöküp de bir cigara yakarkenki o ışık / Tanık olsun – bir tanık lazımdır olduğuma” dizeleri geldi.

Vayyy. Bilmiyordum, pek güzelmiş. Tanık lazımdır insana velhasıl, mümkünse bir insan yoksa bir canlı, bir tabiat unsuru… 

Velhasıl insan tanıktır ve tanıklığına da bir tanık arar.

Tam olarak öyle.

Kaynak: Cins Dergi/Mart 2021

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

Galeri

WhatsApp-Image-2020-04-24-at-09.59.43-1 EROLGOKA25-scaled EROLGOKA-1 IMG-20190810-WA0064 kitap ShowLetter1 01 09 15 13 17-1 IMG_0971-Özel