Fanatizm

* Soru sormaya tersten başlayalım, sizce kim fanatik değil?

“Aşırılık”, “dışlayıcılık”, “karşıtlık” ve “dogmatizm” şeklinde özetlenebilecek bu olgular demetine davranışlarında büyük ölçüde yer vermemeyi başarabilen bir insan fanatik değildir. Sağlıklı insan, düşüncelerini mutlak zıtlıklar üzerine bina etmez; sorgulamadan, körü körüne bağlı olmaz, hep eleştirel bir parantez açar, başkalarının da haklı olabilecekleri ihtimaline imkân verir

 *İnsan neden fanatik olur? Bu bir ihtiyaç mı?

İhtiyaç sözünden ne kastettiğinize bağlı… İhtiyaç tanımına psikolojimizin bizi mecbur kıldığı halleri de dâhil ederseniz olabilir. “Fanatik” dediğimizde her inançtan, her düşünceden, her yaşama tarzından insanların bazılarında görülebilecek sığ bir zihin yapısı ve hastalıklı bir bağlanma biçimine gönderme yapıyoruz. Gündelik yaşantımız sırasında, gerek siyasi-ideolojik fikirlere, gerek bir partiye, bir spor kulübüne, bir derneğe, hatta bir insana dair ilişkisine ve değerlendirmelerine bakıp “bu insanın bağlanma ve akıl yürütme biçiminde bir tuhaflık var” diye hissettiğimiz kimseleri daha iyi tanıma imkânı buluyoruz. Şartlar gelip dayattığında hepimiz bir gün fanatik olabiliriz ama olağan, gündelik işleyiş sırasında belirgin fanatik davranışlar gösterenlerin psikolojik arazları olduğunu ve bu araza da çok zor ailelerde geçen kötü bir çocukluk nedeniyle saplandıklarını söyleyebiliriz. Eğer çocukluk yaşantılarımız sırasında bizi yeterince anlayan, bizimle duygudaş olan bir sevgi ortamında büyümüşsek, başkalarını algılamamız, onların varlığını ve doğrularını kabullenmemiz daha kolay oluyor. Böyle hallerde en azından kendi doğrularımızın kesinliği konusunda daha esnek davranabiliyor, doğrularımızdan vazgeçmesek de onları diyalog boyunca askıya alabiliyoruz.  

Yaşadıkları olumsuz aile ortamı nedeniyle birey olarak var olamayanlar, kendi başlarına var kalmayı beceremeyenler, kendileri için yeterli bir bireysel kimlik duygusu geliştiremeyenler, fanatik özellikleri olan gruplar içinde bireyselliklerini yitirerek dünyayla daha iyi baş eder hale gelirler. Bağımlılık ve bir başkasıyla bütünleşme ihtiyaçlarını, bir liderle ya da grubun fanatik ideolojisiyle birleşerek giderirler.

* Toplumlarda (her tür) fanatikliğin alçalıp yükseldiği zamanlar var mı? Ne tür zamanlar bunlar?

Kesinlikle var. Bu zamanlara kısaca ‘zor zamanlar’ diyebiliriz. Doğal felaketler, doğadan kaynaklanan güçlükler, kuraklık, açlık; ekonomik ve toplumsal kaoslar; siyasi zaaflar; savaşlar, çatışmalar toplumları içinden çıkılamaz güvensiz bir ortama sürükleyebilir. Böyle zor durumlarda, güvensizlik içinde yaşayan toplumlar, kendi özelliklerini fanatikçe abartma yoluna giderken, tüm suçları diğer toplumlara ya da günah keçisi olarak seçtikleri bir topluluğa yükleyebilirler.

*Siyasi fanatizmi ne doğurur? Aidiyet hissi ile farklı olan yanı nedir? Bağlılık/gönül vermek/uğruna ölmek, burada çizgiyi neye göre çekeceğiz?

Kavramın belirsizliği, onun olumsuz niteliklerini isteyenin istediği kişiye, gruba ve düşünceye yöneltebilmek için çabalamasına neden oluyor. Herkes bir başkasını “fanatizm”le, fanatik olmakla suçlayabiliyor ve aynı zamanda kendisini de bu etiketlemeden kurtarmaya çalışıyor. Çok zor bir durumdan ama mutlaka başarmamız gereken bir ayrım çizgisinden bahsediyorsunuz.

Fanatizm, her şeyden önce hastalıklı bir bağlanma biçimidir. Mütedeyyin insanın dinine, yurtsever insanın ülkesine ve milletine, muhafazakâr insanın geleneklerine, sağlıklı taraftarın takımına, sağlıklı âşığın sevgilisine bağlılığı nasıl fanatizm değilse, siyasi faaliyetin içinde yer almak bırakın fanatikliği olmazsa olmaz demeyelim ama faydalı bir tutumdur. Hastalıklı ve sağlıklı bağlanma biçimleri arasındaki farklılık, kişinin psikolojik yapısıyla ilgilidir. Hastalıklı bağlanma biçimleri, esasen hastalıklı psikolojilerin, kişiliklerin işidir.

Fanatikler, kendilerini tamamen siyasi gruba adarlar, insani ilişkileri hiç göz önünde bulundurmazlar ve farklı fikirler taşıyanlara karşı hep şüphe içindedirler. Fanatik zihniyetin en belirgin özelliklerinden biri mutlakçı oluşudur. Fanatik gruplar, varlıklarını dayandırdıkları ilkeleri, kuralları ve normları mutlak kabul eder; bunların yorumlanmasını, eleştirilmesini, değiştirilmesini yasaklarlar. Esas ilkelerin mutlak ve değişmez bir biçimde doğru olduğuna inanırlar. Bu “ya hep ya hiç” tarzı “siyah-beyaz” düşünce yapısıyla kendilerini de dünyayı da bölerler.

 * Türkiye’de fanatizmin dinamikleri neler? Aile yapıları mı, popüler kültür mü, mahalle kültürü mü?

Bütün dünyada fanatizmin temel dinamiği, yetişilen aile ortamından kaynaklanır. Popüler kültürün de neşvünema bulduğu bizim tarihsel topluluk psikolojimiz fanatizmin çerçevesini belirliyor. Tarihsel topluluk psikolojimizde sanılanın aksine ırkçılık, dini fanatiklik pek etkin değil, onun yerine hemşericilik, particilik, ideolojik yakınlık gibi etkenler fanatik tepkileri biçimlendiriyor. Son zamanlarda modern dünyanın bizde de etkisini göstermesiyle bunlara spor kulüpleri, ünlü sanatçı fan grupları ilave oldu.

 *Dünyada fanatizmle karşılaştırıldığında nasıl bir noktadayız?

Batıda fanatizm daha çok spor ve sanat alanlarında kendisini gösteriyor. Irkçılık, yabancı düşmanlığı ve dini fanatiklik de bizden çok daha fazla. Bizde sorunların çözüm yolu olarak kolay şiddete başvurulması sanki fanatizm daha fazlaymış gibi bir görüntüye yol açıyor.

 *Fanatizmin bir tarihi var mı? Yoksa bütünüyle modern bir şey mi?

Fanatizmin doğrudan doğruya modern zamanlarla alakalı bir düşünce ve davranış kalıbı olduğu sanılıyor. Hızlı gelişen teknolojinin ve hızla değişen yaşam tarzlarının etkisi altında modern çağa ayak uydurmakta zorlanan bazı bireylerin, içlerindeki birtakım kaygılarla baş edebilmek için fanatizme saptıkları söyleniyor. Modern zamanların yükünden başka türlü kurtulmayı başaramayan, kırılgan bir kimliğe sahip olan bireylerin, kendi benliklerini grubun sarsılmaz derecede katı olan ve ötekileri dışlayan grup-içi yapılanmasına yapıştırarak rahatladıkları düşünülüyor.

 *Fanatizm denildiğinde akla hep futbol geliyor. Hâlbuki siyasi, etnik, fundemantalist hatta hukuki fanatizmler var. Çıkış noktası olarak birbirinden farklı mı bu fanatizmler? Veya hangi noktada farklılaşıyor?

Haklısınız fanatizmin birçok türü var ve ilk bakışta bunlar birbirlerinden oldukça farklı görünüyorlar. Ama biz psikolojinin gözlükleriyle fanatizm sorununa baktığımızda fanatizmin aslında sağlıksız bir bireysel psikolojiye dayandığını ve bu psikolojiye sahip olan bireylerin bir araya gelip değişik alanlarda öbeklenmesiyle türlü çeşit fanatizmlerin ortaya çıktığını görüyoruz.

* Avrupa’da çok örneklerini gördüğümüz fanatikliğin (holiganlığı kastederek söylüyorum) aşırı uçlarla, ırkçılıkla, göçmen karşıtlığı ile yakın ilişkisi var. Nasıl oluyor da futboldan ırkçılığa sıçrıyor söylemler? Futbolda ırkçılığı besleyen ne var?

Bunların aslında aynı hastalıklı psikolojilerin farklı biçimlerde dışa vurumları olduklarını görürsek, onlar arasındaki geçişgenliği de çok kolaylıkla anlayabiliriz.

 * Belki futbol fanatizminin tarihi çok eski değil, yani modern, hâlbuki fundemantalist dini gelenekler de kadim tarihlerine rağmen modernite ile farklılaşıyor. Tepkisel bir dönüşüm mü bu?

Bugün fanatizm dendiğinde “Bir felsefi, siyasal, ideolojik görüşe veya bilimsel iddiaya karşı sorgu ve eleştirisiz tam teslimiyet; bir görüş veya tavrın şiddete bile başvuracak ölçüde savunuculuğunu yapmak. Benimsenen bir görüş, düşünce veya tavrın tartışmaya açılmadan, bütün eleştirilerin dışında tutularak savunulması. Ateşli taraftarlık; körü körüne bağlılık” şeklinde bir tanım anlaşılıyor. Ancak bu şekilde tanımlanan “fanatizm”i, mesela “fundamentalizm”den ayırt etmek imkânsız. Fanatizm ve fundamentalizm kavramları, çok farklı tarihçelere sahip olmalarına rağmen zaman içinde birbirlerine yakınlaşmışlar. Fundamentalizm, ilk başta Hristiyanlık içinde kökenlere gitmeyi savunan bir dini anlayış iken daha sonradan ‘siyasal İslamcılık’, ‘radikal İslam’ gibi ne idüğü belirsiz kavramların eşliğinde bazı Müslümanların tutumlarını pejoratif olarak niteleyebilmek için kullanıldı. Bugün gelinen noktada ben kendi adıma fundamentalizm kavramını artık kullanmamak gerektiğini düşünüyorum. Fanatizm çok kapsayıcı ve açıklayıcı, her alanda olduğu gibi dini alanda da düşünce ve tutumlarını fanatiklik biçimine vardıranlar olabiliyor. Biraz önce fanatiklik sadece modern zamanlarla mı sınırlı diye sormuştunuz ya, böyle bakabilirsek ‘dinde aşırı gitmek’ diye tariflenen olguyu da fanatizm içine alabilir, fanatizmi her dönemde ortaya çıkabilecek sağlıksız bir durum olarak görebiliriz.

* Fanatikliği hep olumsuz bir şey gibi formüle ettim,  her zaman olumsuz bir durum mudur? Mesela kişilerin fanatizmi ile fundemantalizmi, hukuk fanatizmini veya devletlerin ürettiği etnik fanatizmi karşılaştırırsak belki de kişisel fanatizm insanın en doğal haline referansı olabilir mi? Disipline edilmemiş bağlılık? Her zaman olumsuz bir durum diyebilir miyiz? 

Çok hoş… Sizin kaygınızı anlıyorum. Dünya savaşlarına, büyük kırım ve katliamlara yol açmış siyasi ve ideolojik sapkınlıkların yanında bireysel fanatizm nedir ki, hatta basit bir kendini koruma biçimi olamaz mı diye düşünüyorsunuz. Size katılmamı istiyorsanız, gelin şöyle soralım, modern zamanlarda daha evcil ve insani fanatizmler olamaz mı?   Bence olabilir. Eğlenceli hale getirilmiş, bilinçli denetim altında tutulan, şiddetten arındırılmış bir spor takımı fanatikliğinin kimseye bir zararı yok hatta faydası var mesela…

 Lacivert Dergisi, Erol Göka ile Söyleşi

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

no images were found