Karizmaya fırsat kurumsallaşmaya imkan

Bir biçimde modernleşme sürecine dahil olmuş ama kurumsallık ve iş tanımlarında sorunu olan toplumlarda karizmatik liderlik daha önemli. Çünkü böyle toplumların kurumsallığın eksikliğinden kaynaklanan dertlerini yatıştırabilmesi, güvenli bir biçimde yoluna devam edebilmesi için kendi arzu ve ihtiyaçlarını temsil eden başarılı kişileri öne çıkarması ve onlara kurtarıcı, karizmatik özellikler bahşetmesi şart. Bu ilk tespitimizi bir yere not edelim…
Toplumsal yapının kendi içinde ya da siyasi sistemle arasındaki gerilimden kaynaklanan bir açmaz hali ve kaçınılmaz bir dönüşüm gerekliliği ortaya çıktığında, bir “kriz” halinden bahsetmek mümkün. Sözünü ettiğimiz kurumsallaşma ve iş tanımlarında zaaf gösteren toplumların kriz içinde ve krize daha yakın bir halde bulunma ihtimalinin yüksek olduğunu ayrıca belirtmeye lüzum dahi yok. Şu durumda, bir toplumda krize yakınlık ölçüsünde karizmatik liderliğin öneminin artacağını da ikinci tespit olarak birinciye ekleyelim.
Şüphesiz milletimize, onun tarihteki ve İslam dünyasındaki yerine dair birçok müspet görüşümüz var. Kendi adıma milletimizin modernliğin yaşadığı açmazları aşma potansiyelini dahi taşıdığına inanıyor, elimden geldiğince bunun nasıl olacağını göstermeye gayret ediyorum. Ama iki yüz yıldır süren kendine özgü modernleşme çabamızın birçok meseleyi de beraberinde getirdiği de bir gerçek. Yani kriz ve karizmatik liderlik hakkında yaptığımız tespitler toplumumuz için de belli ölçülerde geçerli. Buna dayanarak 12 Aralık 2013 tarihinde “Recep Tayyip Erdoğan ve Karizması” başlıklı yazımda şunları söyledim:
“Toplumumuz, kökenlerini Osmanlı gerileme sürecine kadar götürebileceğimiz bir zaman diliminden beri krizlerle boğuşuyor; bir yandan kendine özgü modernleşmenin bir yandan da demokratikleşmenin mücadelesini veriyor. Sürekli bir inşa faaliyeti, bitmek bilmeyen bir yapıp bozma süreci işliyor. Modernlik ve demokrasi, iki yüz yıldan beri henüz tam anlamıyla kurumsallaşmış değil. Modernleşme ve demokratikleşme sürecini henüz tamamlayamamış, kurumsallaşmayı başaramamış olduğumuzdan psikolojimiz mütemadiyen kriz algısı yaşıyor ve iç dünyamızda hep ‘kaos olabilir’ sinyalleri yanıp sönüyor. Toplumsal ihtiyaçlarımızın belirlenmesi ve arzu akışımızın belli ideallere doğru sevk edilebilmesi için kurumsallık ve iş tanımı eksikliğini dolduracak karizmatik liderlere ihtiyaç duyuyoruz. Sadece ortalama insanımızın siyasi kanaatlerini, zihin dünyasını değil düşünce insanlarımızın tarihimiz adına yaptıkları değerlendirmelerin çoğunu da karizmatik şahsiyetler etrafında söylenenler oluşturuyor.
Recep Tayyip Erdoğan’ın karizmatik gücü; siyasette ortaya koyduğu cehdin, milletin kangrenleşmiş ve artık acil hale gelmiş meselelerine çözüm ihtiyacını karşılayabilme umudundan kaynaklanıyor. Onun simgeselliği; milletin devletle kavgasının sonlandırılması, Cumhuriyet’in nihayet halkına kavuşması, halkın vatandaş olması anlamlarına matuf. Doğduğu ve yaşadığı yer, aile profili, eğitiminden duruşuna, yürüyüşünden konuşmasına ve yaşama tarzına tüm özellikleri halkın ihtiyaçlarını giderme umudunu birebir karşılıyor. Halk, ona atfettiği karizma sayesinde kendisini hür ve eşit vatandaş olarak görüyor, onun sayesinde mukadderatına el koyabildiğini düşünüyor, kendisini Cumhuriyet’in cumhuru gibi hissedebiliyor.”
Bu sözler, karizmatik liderliğin toplumumuzda ne kadar önemli olduğuna işaret ediyor. Ama işaret alanı, bununla sınırlı değil. Evet, millet, Erdoğan’ın şahsının simgeselliğinde vatandaş olmanın hazzını yaşadı lakin bu hazzın süreklilik kazanabilmesi için yeni bir anayasayla güvence altına alınması, ancak darbelerle ve krizlerle yoluna devam edebilen vesayet sistemini besleyen tüm damarların kesilmesi, yeni bir anayasa ile demokrasimizin kurumsallaşması gerekiyor. Milletin asıl mücadelesi, çocuklarımızın geleceğinden emin olduğumuz, kuvvetler ayrılığının berrak biçimde işlediği, demokrasinin giderek güçlenmesine imkân ve zemin hazırlayan bir sistem… Böyle bir sistem olmadan karizmanın tek başına başarabileceği işler çok sınırlı olduğu gibi, milletin lidere karizma yüklemesinin ana nedeni de zaten böyle bir sistemin kurulmasında ona dinamo vazifesi vermesi…
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hem iki başlılığı ortadan kaldırıp millet çoğunluğunun bir karizma yükleyerek desteklediği Erdoğan’a yürütmenin başında olma yetkisi veriyor hem de ileride karizmatik bir liderliğe ihtiyaç duyulmaksızın da işlerin yürüyebileceği bir şekilde demokrasimizin güçlenip kurumsallaşması için fırsat sağlıyor.

Kaynak: Yeni Şafak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

Galeri

WhatsApp-Image-2020-04-24-at-09.59.43-1 EROLGOKA25-scaled EROLGOKA-1 IMG-20190810-WA0064 kitap ShowLetter1 01 09 15 13 17-1 IMG_0971-Özel