Kürt sorunu yoktur!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balıkesir’de, ‘’Hala bakıyorsunuz varsa yoksa Kürt sorunu. Kardeşim ne Kürt sorunu, artık böyle bir şey yok… Bu ülkede her etnik unsurun kendine has sorunları var… Roman kardeşlerimin de sorunu var. Türk’ün de sorunu var, Laz’ın da sorunu var, Abaza’nın da sorunu var. Boşnak’ın da sorunu var. Hepsinin sorunu var. Ama bu sorunları gidermek kimin görevi, şüphesiz ki hükümetlerin, yönetimlerin görevi. Bunları yapıyor muyuz, yapıyoruz. Kardeşim neyin eksik senin?’’ dedi ve HDP tarafından cevap gecikmedi:
Selahattin Demirtaş, “Kürt sorunu yoksa, hükümet bu adımları neden atıyor, bu süreci niye yürütüyor? Bunlar seçim öncesi atraksiyonlardır.” Altan Tan, “MHP’nin şu an oyu yüzde 18 bunu açıklamıyorlar, oraya giden oyları almak istiyorlar, bunun için bu tür milliyetçi söylemlere başvuruyorlar” dedi.
İki noktayı açığa kavuşturmak gerekiyor. Birincisi, Kürt sorunu; ikincisi çözüm süreci…
Kendi adıma iki nedenle “Kürt sorunu”ndan bahsediyorum. Birincisi, daha yakın zamanlara kadar, ülkemizde etnik kimlikleri hiçe sayılmış, dilleri yok farz edilmiş Türklerden sonraki en büyük etnik kesimin topyekûn yaşadığı sorunlar anlamında… İkincisi, emperyalistlerin, kendi icatları ulus-devletler çağında, Osmanlı bakiyesi topraklarda teşvik ve yardım ettikleri yeni devletler arasında bir Kürt devletinin olmayışı ve Kürtlerin esasen dört devlet içinde yaşamak zorunda kalmaları nedeniyle ortaya çıkan sorunlar bağlamında… Bu nedenlerle “Kürt sorunu”ndan bahsediyorum, aydın olarak mecburum. Peki, bu ülkenin Cumhurbaşkanı da aynen benim gibi mecbur mu? Hayır, hiç değil…
Cumhurbaşkanı, Başbakan, yöneticiler olarak, bu ülkedeki tüm vatandaşları, tüm etnik kesimleri eşit ve hür biçimde yaşatmakla yükümlüler. Bakış açılarını bu yükümlülük belirliyor. Buradan bakıp vatandaşlara hitap ediyor, eşitlikten taviz vermeyeceklerini vurguluyorlar. Şüphesiz “Kürt realitesi”nin inkar edildiği, Kürtçe’nin olmayan bir dil mesabesinde görüldüğü zamanlarda siyasetçiler, bu durumu “Kürt sorunu” diye tanımlayabilirler, düzeltme sözü verebilirler. İktidara geldiklerinde düzeltmek için çaba gösterebilirler. 2009 Haziran’ında NTV’de katıldığı programda Kürt kökenli vatandaşların meselesi, ‘’benim meselem’’ diyen, bu konuya partilerini kurarken, programlarında özel yer verdiklerini anlatan, ‘’Bu konuya ister ‘Kürt meselesi’, ‘Kürt sorunu’ deyin, ‘ister Güneydoğu sorunu’ deyin” diye konuşan Erdoğan böyledir mesela.
Aynı Erdoğan, Kürt etnisitesinden gelen vatandaşlarının sorunlarını çözme gayretlerinden sonra, benim tespitlerime göre ilk kez Nisan 2011’de Muş Mitingi’nde tıpkı bugünkü gibi, ‘’Benim için artık bu ülkede Kürt sorunu bitmiştir. Artık bu ülkede benim Kürt kardeşlerimin sorunu vardır ama Kürt sorunu yoktur” demiş, şu gerekçeleri sıralamıştır:
‘’Muşlu anaların gönlüne sürur gelsin istiyoruz. Bizim bu noktada ne kadar samimi olduğumuz ortada. 8,5 yıldır, önce kaldırılması tartışma konusu dahi yapılmayan, yasakları biz kaldırdık. Buralara partiyi kurmaya geldiğimizde. Bana ne demiştiniz? ‘Şu olağanüstü hali kaldırın yeter’ Gelir gelmez kaldırdık mı? ‘Şu çekiç gücü bir kovun gitsin yeter’ Hemen çekiç gücü gönderdik mi? Düşünebiliyor musunuz? Bu ülkenin televizyonlarında Kürtçe konuşulmuyordu. Yarım saat konuşulsun mu konuşulmasın mı bu tartışılıyordu? Biz, şimdi 24 saat TRT Şeş’le yayın yapıyor muyuz? Anneler cezaevlerinde yavrularıyla Kürtçe konuşamıyordu. Kaldırdık mı? Konuş kardeşim konuş istediğin gibi konuş. Yaptık mı bunları? Şarkı, türkü konuşulamıyordu, konuş. Kurs açılamıyordu Kürtçe. Kurs aç, açıldı. Şu anda üniversitelerimizde Kürtçe bölümler açtık. Git öğren kardeşim. Bizim böyle bir endişemiz yok düşüncesine güvenen, düşünce hürriyetinden korkmaz biz bu yola böyle çıktık.’’
Öyle anlaşılıyor ki, Kürt kimliğinin ve Kürtçe’nin üzerindeki baskıları ortadan kaldıran icraatlar yaptığına inandığı için Erdoğan “Kürt sorunu yoktur” diyor ve buna da sonuna kadar hakkı var. Bu sözlerin seçim atraksiyonu olduğuna dair sözlerin ise ciddiye alınır bir yanı yok. Çünkü “Kürt sorunu yoktur” sözü, belki silahların bırakılacağının ilan edileceği Nevruz’un arifesinde söyleniyor. Kürt kimliği ve dili üzerindeki baskıları kaldırdığını ilan eden irade, “Çözüm süreci” ile kardeş kanı dökülmesinin önüne geçebilmek için de elinden geleni yapıyor. Oy derdi telaşı içinde bulunsaydı, bu riskleri almazdı.
Kaldı ki, çözüm sürecinin devam ediyor oluşu, “Kürt sorunu”nun halen süren varlığı için yeterli bir kanıt değildir. Çözüm süreci, 35 yıl önce, Kürt kimliğinin inkâr edilmesi gerekçesiyle ve sorunu silahlı şiddet yoluyla çözeceğini iddiasıyla kurulan bir örgüte silahı bıraktırma gayretidir. Ülkenin geldiği düzeyin her türlü talebin demokratik siyaset içinde dile getirilmesine imkân tanıdığının söylenmesidir.
Kürt sorunuyla çözüm sürecini bir birine karıştıranlar, bari güçlü bir demokraside bir arada kardeşçe yaşamak isteyip istemediklerine doğru karar verebilseler…

Kaynak: Yeni Şafak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

Galeri

WhatsApp-Image-2020-04-24-at-09.59.43-1 EROLGOKA25-scaled EROLGOKA-1 IMG-20190810-WA0064 kitap ShowLetter1 01 09 15 13 17-1 IMG_0971-Özel