Pandemi ve psikiyatri

-Hemen her gün koronanın bulaşıcılığından nasıl korunacağımıza dair yeni tedbirler işitiyoruz. Fakat biz insanız ve neticede koronanın ruh sağlığımız
üzerine de tesiri var. Ve elimizi yıkamak yahut 2 metre fiziksel mesafe kadar bu konuda da bir yol haritasına ve tavsiyelere ihtiyacımız var muhakkak. 

-Hepimiz biliyoruz ki korona virüsü asıl hasarı ruhlarımıza, psikolojimize yapıyor. Az bir kısmımız fiziksel olarak etkileniyoruz koronadan ama toplumun tamamının psikolojisinin üzerinden silindir gibi geçiyor… Üçe ayırabiliriz psikolojimize etkilerini. Birincisi öteden beri psikolojik bakımdan rahatsızlık çeken insanların psikolojilerini daha da harap ediyor. İkincisi dayanma güçleri nispeten zayıf kişilerde ya bana bir şey olmaz tepkisine yol açıyor ya da tam tersine tepkilerini vesvese düzeyinde artırıyor. Üçüncü ve son olarak tüm toplumu şöyle ya da böyle korku ve endişeye sevk ediyor… Çok sık görüyorum kitap okuma, maneviyatı derinleştirici filmler izleme, nafile ibadet yapma, içe bakış teknikleri gibi önerileri. Yapabilenlere aşk olsun. Biz psikoloji profesyonelleri böyle kriz zamanlarında eski durumun muhafazasını bile başarı olarak görürüz. Benim önerilerim de daha çok buna yöneliktir. Karantina şartlarında elden geldiğince işimizi gücümüzü eskisi gibi sürdürmeye çalışmayı çok önemsiyorum. Bu duruma karşı bir yandan fiziksel mesafeyi korurken diğer yandan ruhsal kaynaşma ve dayanışmayı artırmalıyız. Aramıza sanallığı sokan, yüz yüze iletişimi torpilleyen bilişim teknolojilerini bu kez gerçekten kendi hizmetimize sunmalı, sürekli eşi dostu aramalı, hal hatır sormalıyız.

-Kimimiz çok gerginiz, telaşlıyız ve hatta panik halinde… Bizi buna sevk eden acaba herşeyi halledeceğimiz zannı mıdır? Bu konuda hudutlarımız haddimiz için ne söylersiniz?

-Belli ölçülerde korku ve endişe, hatta bir miktar karamsarlık – asla umutsuzluk sanılmamalı- makuldur. Bunu böyle bilip kabul etmek korona ile mücadelede çok önemlidir. Çoğu insana böyle yaklaşıldığında anlaşıldığını hisseder ve endişesi yatışır. Asıl sorun tam sizin kastettiğiniz bir haleti ruhiye ile bana bir şey olmaz diye büyüklenenlerde. Onları anlamak hem çok zor hem çok önemli…

-Yakın zamana kadar insanın ölümsüzlüğüne çare bulmaktan söz ederken diğer taraftan da insanlığın bir kısmı su bulamaz aç ölürken şimdi bütün insanlık aynı dertten muzdarip? Bu insana ne öğretir?

-Bir kısım insan ölümle kavga ederken, ölümü bilim ve teknoloji sayesinde yenmelerine ramak kaldığını düşünürken ama bir yandan yanı başlarındaki yoksul ve çaresizlik içindeki açlıktan ölümleri seyrederken çıktı geldi korona pandemisi. Siz sanıyorsunuz ki bu hal birçoğumuzu titreyip kendimize getirecek. Ben aksi fikirdeyim, asra andolsunki insanlar hüsrandadır hakikati devam edecek, sadece bir kısım insan bundan gerekli sonucu çıkaracak, manevi bakışlarını derinleştirecek ve merhamete, kalbin yoluna doğru yönelecekler.

-elbette zaman zaman endişemiz korkumuz zaman zaman ümidimiz öne geçiyor ruh halimizde. Hekimler böyle durumlarda muhataplarına ne tavsiye eder?

-Korkuyla umut arasındayız. Bu bizim insan olarak ezeli ve ebedi konumumuz. Korkup endişe edeceğiz ama asla umutsuzluğa kapılmayacağız. Umut kalbin yolunun en önemli rehberidir. Bu rehberin yol göstericiliğinden vazgeçtiğimizde pervasızlığın, lakaydinin içine savruluyoruz, kalplerimiz kararmaya başlıyor.

-Bildiğimiz kadarıyla ilk kez dünyada herkes aynı anda birbirinden haberdar ve aynı anda her an ölümü talim ediyor. Teoriden biraz daha pratiğe yakın bir talim. Buradan ne çıkar, bu durumun insana ve insanlığa olumlu katkıları ne olabilir?

-Düşük de olsa ölümcül seyreden, sağlık sistemlerini ve dünya düzenini felç eden bir pandemi yaşıyoruz… Fark ettim ki Heidegger’in “Her insan kendi ölümünü ölür” sözünün anlamını genişletmemiz gerekiyor. Hangi devirde, hangi hastalıktan öldüğümüze de bakmamız gerektiğini gösterdi bu salgın. Teknomedyatik dünyada pandemiden vefat etme ihtimali, sadece kendi ölümümüz için endişeyle değil bu arada ailemizin, ülkemizin, insanlığın ne olacağı düşünce ve kaygısıyla da birlikte ilerliyor. Hepsini aynı anda yaşıyoruz. Zaman hem geçmek bilmiyor hem jet hızıyla ilerliyor. Hayatın dışına çıkıyor ama zamana gömülüyoruz. Yaşadığımız katastrofun, paniğimizin bir nedeni de bu.
Bu yüzden hemen fanilik bilinci devreye girmiyor. Önceki hayatımızın güzelliğini, kıymetini ve mucizevi niteliğini daha hızla idrüak ediyoruz. Ölümün büyük adaletini, zengin fakir ayrımı yapmadığını virüs bağlamında teşhis ediyoruz ama derinlemesine kavrayamıyoruz.

TV 24, Belkıs Kılıçkaya

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

Galeri

WhatsApp-Image-2020-04-24-at-09.59.43-1 EROLGOKA25-scaled EROLGOKA-1 IMG-20190810-WA0064 kitap ShowLetter1 01 09 15 13 17-1 IMG_0971-Özel