Son güzel adamlardan biri

Sanki önceleri çok daha fazlaydı batılı güzel adamlar. İslamofobi dalgası onları da aldı götürdü, derin sularda kayboldular.

Bulduklarımı anlatmaya çalışıyorum. Bu köşede Fransa’dan çıkmış son güzel adamlardan diye en son Paul Ricoeur’dan bahsettim. (https://www.yenisafak.com/yazarlar/erolgoka/musluman-ailenin-direnme-gucu-2041107) 2005’te vefat eden Ricoeur, Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un da hocasıydı. Şimdi herkes harıl harıl Macron’un politikalarına hocasının etkisi olup olmadığını tartışıyor. Bence nafile çaba…

Güzel adam olur da tevafuk olmaz mı? Tam son güzel Fransızlardan olan Edgar Morin’in 3 yıl önce verdiği bir mülakattan bahsedecektim. Palet Yayınları’ndan geçenlerde Haldun Bayrı çevirisiyle, yeni baskısı yayınlanmış olan ünlü risalesi “Aşk Şiir Bilgelik” kitabı elinde çıkageldi bizim “İnsanlık Hali” programı editörü Seval Çöpür. “Bunu size gönderdiler” dedi…

Daha çok “Yitik Paradigma” ve “Avrupa’yı Düşünmek” kitaplarıyla tanıyor Türk okuyucu 1921 doğumlu Morin’i. Eski komünistlerden ama görüşlerini sıkı bir torna tesviyeden geçirmiş, vazgeçmiş fanatik ideolojiden. Günümüz dünyasında benmerkezcilik, etnikmerkezcilik ve toplummerkezciliğin karşısına bir anlayış etiği dikmemiz gerektiğini söylüyor. Sürekli öğrenmenin, içebakış ve hoşgörünün önemini vurguluyor. Küreselleşmenin olağanüstü boyutlara varması onu tedirgin ediyor zira bu durumun birleştirici mi yoksa parçalayıcı mı olduğu belli değil diyor. Modernliğin öldüğünü ve insanlığın çok kimlikli bir yeryüzü yurttaşlığına doğru gittiğini ileri sürüyor. Ona göre en acil ihtiyaç, bir düşünce reformuyla, insanlık siyasetiyle, gerçek hümanizm ve Dünya-Vatan bilinci ile hareket etmek…

“Aşk Şiir Bilgelik”te fikirlerini, insana “homo sapiens” denmesine, sadece akıllılık ve bilgeliğin vurgulanmasına itiraz etme ve onun aynı zamanda homo demens olduğunu söyleme üzerine geliştiriyor. “Homo demenstir de: Tutkularla, öfkelerle, haykırışlarla, ani mizaç değişiklikleriyle, ihtilaçlı ve aşırı bir duygusallık gösterir; içinde sürekli bir hezeyan kaynağı taşır, kanlı fedakarlıkların faziletine inanır; mitoslara vücut verir… İnsanın çılgınlığı nefret, zulüm, barbarlık ve körleşme kaynağıdır. Ama duygusallığının intizamsızlığı ve muhayyilenin taşkınlıkları olmasaydı, imkânsız olanı istemenin çılgınlığı olmasaydı, atılım, yaratıcılık, icat, aşk ve şiir de olmazdı.” Bunları 1990’larda söylüyor ve kendisini Hıristiyan mistisizmine duyarlı yeni-Budist olarak tanımlıyor Morin. Görüşlerine katılmam mümkün değil. Onunla ilk olarak yıllar önce Avrupa fikrine tuhaf bağlılığı nedeniyle bir yazımda didişmiştim. “Aşk Şiir Bilgelik” kitabının ilk baskısını okuduğumda da gülümsemiş, naif fikirlerindeki samimiyeti çok hoş bulduğum için sert bir eleştiri yazmaya kıyamamıştım. İslamiyet’i öğrenmesini çok dilediğim isimlerdendi.

Gelelim yine Haldun Bayrı çevirisiyle yayınlanmış olan (https://medyascope.tv/2018/12/12/edgar-morin-uygarlik-degistirmenin-zamani-geldi/) La Tribune mülakatına. Her zaman söylediğini bu kez daha kesin ve çarpıcı olarak söylüyor: “Uygarlık değiştirmenin ve de dünya vatanı şekillendirmenin zamanı geldi” diyor: “Gezegenimiz uzlaşmaz parçalanma ve bütünleşme süreçlerine maruz kalıyor. Gerçekten de tüm insan türü bir ‘kader ortaklığı’nda birleşiyor, çünkü aynı ekolojik ya da ekonomik tehlikeleri, dinî fanatizmin ya da nükleer silahların yol açtığı aynı tehlikeleri paylaşıyor. Bu gerçeklik ortak bir bilince varılmasına yol açmalı, dolayısıyla da kaynaştırmalı, dayanışma yaratmalı ve melezleştirmeli. Oysa tam tersi hüküm sürüyor: Büzüşülüyor, ayrışılıyor, bölmelere ayrılıp parçalanılıyor, özgül –ulusal ve/veya dinî– bir kimliğin ardına sığınılıyor. Yabancı korkusu yabancının ağırlanmasına baskın çıkıyor… Yeryüzü çapında krize ‘yol açan’ bu işte; hatta yeryüzü çapında bir endişe bu; çünkü bu krizle beraber, geleceğe yönelik bir umudun yokluğu da geliyor…En beter felaket ise önümüzdedir: Bilimin göz kamaştıran yetenekleri insan ömrünün uzayacağını ve hem insan ilişkilerini geriletecek hem de benzeri görülmemiş bir barbarlık durumu getirecek olan robotlaşmanın umumileşeceğini haber vermektedir. İnsanlığın önündeki en büyük meydan okuma budur işte…” (Bu mühim mülakat üstüne Süleyman Seyfi Hoca da bir yazı yazdı. Mülakatı da hocanın yazısını da Israrla öneririm. https://www.yenisafak.com/yazarlar/suleymanseyfiogun/edgar-morinin-uyarilari-uzerine-2048544)

Görüleceği gibi Morin’in görüşlerinde itiraz edilecek nokta yine çok ama samimiyeti her zamanki diriliğinde duruyor. Doğrusu beni bu kez, sorunları ve çözümleri dünya ölçeğinde düşünmeye çalışma konusunda çok etkiledi Morin. Müslüman düşünce insanları, niye böyle kapsamlı bir kavrayış geliştiremiyorlar diye hayıflanmama neden oldu.

Kaynak: Yeni Şafak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

no images were found