Yeni Türkiye’de siyaset

Anadolu Platformu, sivil toplumumuzun en etkin yapılarından… Her yıl düzenlediği Anadolu Buluşmaları”nın 9.”su bu yıl “Siyaset, Ahlak ve Cemaatler” üst başlığı ile Kuzuluk”ta yapıldı. Ülkemizin her yanından gelen bin platform gönüllüsünün aktif katılımıyla 6 gün süren toplantıların “Yeni Türkiye nedir?” başlıklı oturumunda ben de “Yeni Türkiye hayal mi, gerçek mi?” başlıklı bir bildiri sundum.

Hayal ve gerçeğin birbirinden ayrılmayacağına, sosyal ve siyasi hayatta “gerçek” dediğimiz şeyin, bir zamanın hayallerinin kuvveden fiile dönüşmesi demek olduğuna işaret ettikten sonra, yürüdüğümüz “Yeni Türkiye” yolunun hayalini kuranlara teşekkür ettim. Onlarca yıldır, milyonlarca insanın ve birçok zihin emekçisinin bu süreçte payı var. Hepsinden Allah razı olsun.

Siyasi bir programın ana kavramı olarak “Yeni Türkiye”den ilk kez, 2010 Ekim”inde Has Parti Kuruluş Bildirgesi”nde bahsedildiğini, şimdi tarihe karışmış bu partimizin kısa ömrü boyunca tüm söylemlerini “Yeni Türkiye” kavramı etrafında ördüğünü belirttim. Elbette Has Parti”den bahsetme nedenim, yalnızca bir hakkı teslim etmek, nisyan ile malul beşer hafızasına arşivleri işaret edebilmek içindi. Yoksa Has Parti kadrolarının kahir ekseriyetinin ilk seçimden sonra siyaseti ana ırmağında, yani Ak Parti”de sürdürmek gerektiğini anlayıp ya bu partiye katıldıklarını ya da desteklediklerini elbette biliyordum. Dahası Has Parti”nin Ak Parti”ye katılımı kararından ziyadesiyle memnun olanlardanım. Ama kavramın serencamı ne olursa olsun, Yeni Türkiye”nin bayraktarlığını esasen Ak Parti kadrolarının ve Genel Başkanı”nın yaptığı da tartışmasız bir gerçek. Siyasi tarihimiz, Yeni Türkiye bayrağını burçlara dikenler olarak onları yazacak.

12 Eylül 2010 Referandumu”ndan sonra Post-Kemalist döneme girildiğini ama Yeni Türkiye”nin tam manasıyla inşası için önümüzde daha çok uzun bir yol olduğunu vurguladım. Şüphesiz hepimizde ortak bir heyecan uyandırdığına göre Yeni Türkiye kavramının, zihin dünyalarımızda ortak bir karşılığı var. Ama Yeni Türkiye henüz siluet halinde; onun ete kemiğe bürünebilmesi için her birimiz kendi hayalimizden bahsetmek ve onun için mücadele etmek durumundayız. Bunları söyledim ve kendi Yeni Türkiye hayalimi anlatmaya koyuldum. Yeni Türkiye”nin birçok veçhesinden bahsettim ama hayalimi yasladığım bir kavram çatısı vardı. Temel kavramlarımdan birisi de “siyaset”ti. Yeni Türkiye”de siyasetin alması gereken yeni muhteva konusunda özetle şöyle dedim:

Yeni Türkiye”de ilk değişmesi gereken anlayışlardan birisi siyasete olan bakıştır. Eski Türkiye”deki siyaset anlayışı, daha en başından kangrenleşmiş bir soruna sahipti. Siyasi aktörler henüz siyasetten ne anladıklarını topluma beyan etmeden ya da “siyaset hizmet yarışıdır” gibi genel geçer, amiyane ifadeler kullanarak siyasi faaliyete girişiyorlardı.

Eski Türkiye”deki bu siyaset anlayışının neticesi olarak, demokrasi adeta bir iktidar oyununa dönüşmüştü. Eski Türkiye”de vesayetçi, darbeci, oligarşik bir zihniyet egemen olmuş, egemenliğini sürdürebilmek için de siyasetin alanını daraltmış, milleti siyasetten uzak tutmuştu ama vatandaşlarımızın iradesi sürekli olarak demokrasimizin güçlendirilmesini istemek şeklinde tecelli ediyordu. Millet, demokrasiyi seviyor ama siyasetçiye güvenmiyor, onlara belli bir tedirginlik mesafesi ve istihza ile yaklaşıyordu. Yeni Türkiye”de Ak Parti ile başlayan eski siyaset anlayışındaki değişiklikleri sürdürmeye, siyasete daha çok itibar kazandırmaya, büyük meselelerimizi çözmenin yegâne yolunun demokratik siyaset olduğu anlayışını yerleştirmeye mecburuz.

Yeni Türkiye”de her türlü toplumsal sorunun siyasetin konusu olduğu ve siyasal alanı daraltıcı ve siyaset kurumunu sınırlayıcı düzenlemelere karşı çıkan bir anlayış yerleştirilmek durumundadır. Siyasetin ve dolayısıyla vatandaş iradesinin belirleyiciliği her alanda açıkça görülebilmelidir. Siyaset, bir meslek, bir zenginleşme aracı olmadığı gibi, tahakküm kurma ya da topluma şekil verme uğraşısı da değildir. Yeni Türkiye”de vatandaşların asil, seçilenlerin ise vekil oldukları her yerden ayan beyan müşahede edilebilmelidir. Bunun için söz, yetki ve karar gerçekten millette olmalı, şeffaf, hesap verebilir güçlü bir demokrasi inşa edilmelidir. Yeni Türkiye”de siyaset, yaşam tarzları, inançlar ve kimlikler alanındaki doğal sorunları ideal bir demokratik iletişim ve diyalog ortamında çözmeye çabalamalı, müzakereci olmalı, çatışmacı ve şiddeti savunan özellikler göstermemelidir.

Bunları söylerken, Ak Parti”nin özellikle üç dönem kuralıyla yeni siyaset konusunda çok büyük bir adım attığını, bundan ne pahasına olursa olsun taviz vermemesi ve memurlara siyaset yasağı gibi demokrasimize yakışmayan anlayışlardan vazgeçmesi gerektiğini de belirtmeyi ihmal etmedim.

Kaynak: Yeni Şafak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

no images were found