Bir şehri tanımak: Ankara

Bir şehri tanımak: Ankara

Bir şehri tanımaya nereden başlamalıyız?” sorusu, çok önemli ama itiraf etmeliyiz ki bir o kadar da banal. Bir şehrin, oradaki yaşanmışlığın, tarihin ve yaşanmakta olanın bilinmesi elbette insanlığa dair bilgimizin artması ve mümkünse, insanı ve kendimizi anlamamıza vesile olması manasında önemli. Hele bir de o şehirde belli bir süre ömür geçirmeye talipsek bu önem daha da artıyor. Bir şehirden sanki bir otelden, bir parktan, hayvanat bahçesinden, kütüphaneden, cep telefonundan bahseder gibi bahsetmek ise bize modern insanın “turist” olma zamanlarından bakiye, banal bir uğraş… Oraya geldiğimizde mutlaka uğramamız gereken yerler, yapmamız gereken işler, tatmamız gereken lezzetler, insanı sorduğuna soracağına pişman eden türden, naylon, plastik kıvam ve hakikatinde…

Tamam tamam sorunuza cevap vereceğim ama lütfen siz de benim geçenlerde başıma gelen bir şeyi anlatmama izin verin.

Bir zeki delikanlı var, elektronik posta aracılığıyla tanışıp haberleştiğimiz. Dört yıl önce bana, “üniversite sınavında puanım benim gitmek istediğim iki şehrin tıp fakültesini tutuyor, Konya ve Kayseri. Sizce hangisine gideyim?” diye sordu. Ben çok önemserim gençlerin bu tür sorularını, inceden sürmeye anlattım. Sonra bağlantımız kesildi. Geçenlerde kitap fuarı için Konya’ya gittiğimde yanıma geldi. Kendisini tanıttı. Konya’yı tercihindeki rehberliğim nedeniyle teşekkür etti. Biraz lafladık, yoğunluk nedeniyle kısa süre sonra vedalaştık. Birkaç gün önce sosyal medya hesabımdan bizim Ömer yeni bir soru daha sordu. Aynen şöyleydi; “Hocam, Ankara’ya ilk defa gelecek ve iki gün kalacak birine önerileriniz var mı?

Ankara’da birçok insana yol tarif etmiş, vakit geçirmek için önerilerde bulunmuşumdur. Bir Ankara hayranı olarak bunu büyük bir keyifle yaparım. Ama bu soru öyle kolayca cevaplanacak türden değildi. Bir delikanlı, benim şehrime, Türkiye’nin başkentine ilk kez geliyordu. Muhtemelen ilerideki hayat planlarında kullanmak üzere bana şehir hakkında çok ciddi bir soru soruyordu. Bir süre kıvrandım, iyice düşündüm ve şöyle cevap verdim: “Oran’dan Pursaklar’a Yaşamkent’ten Cebeci’ye vasıtayla seyahat et. Bilkent Üniversitesi’ni ve Şehir Hastanesi’ni gez. Kuğulu Park’ta çay iç…


Ömer’e vermiş olduğum cevabın, sonradan düşündüğümde, iki hususu öne çıkardığını fark ettim.   Bunlardan birincisi, bir şehrin nereden tanınmaya başlanacağında, tanıyacak kişinin amacı ve ne yapmak istediğinin belirleyici olduğudur. Örneğimizde Ömer, Ankara ile eğitim hayatı ve yaşama tarzı ile ilgilidir. O yüzden şehrin yaşama kolaylıklarından ve üniversite yaşantısından enstantaneler sunmak önemliydi. Ankara’yı merak eden bir seyyahın Anıtkabir, Ankara Kalesi, Eski Meclis, TBMM, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Atatürk Orman Çiftliği, Atakule gibi görmek isteyeceği yerlerin gezilmesi bu minval üzere kolayca halledilebilirdi. Öne çıkan ikinci husus, bir şehrin içinde yaşamadan orayı tam anlamıyla tanımanın pek mümkün olmayacağı idi. Bir şehri tanımaktan ziyade tanıtmak söz konusuydu. Nasıl bir dili öğrenmek için o dilde rüya görmek gerekiyorsa, bir şehri tanımak ancak onu ne kadar tanıtabildiğimizle alakalıydı. Düşündüm, kendime hak verdim. Şöyle ki;


Dünyanın değişik yerlerinde çok fazla şehir gördüm, dolaştım. Ülkemizdeki şehirlerin hemen tamamına uğradım, çoğunu gezebildim. Çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği Denizli, Aydın, Ankara, Samsun ve Bitlis dışında en çok nereyi bilirsin, hangi şehirleri tanıdığını iddia edersin diye sorarsanız, hemen Viyana ve Barselona diye cevap veririm. Çünkü defalarca gördüğüm bu iki şehri, birer kez de eşimle gezmek nasip olmuş ve bana bu şehirleri eşime tanıtmak, daha doğrusu eşimi gezdirmek görevi vermişti hayat. Oturdum çalıştım; hafızamda bu şehirlerin en derin biçimde yer ettiği mekanlarına göz attım, ona göre bir gezi planı çıkarttım, metroda gideceğimiz yerleri ezberledim. Kendimizi şehirlerin sokaklarında sanki yıllardır buralarda yaşıyormuşçasına bırakabildik. Günün sonunda eşimden alacağım “aferin” içindi tüm bunlar…


Toparlayayım, bir şehri tanımak için nereden başlamalı sorusu eğer anlamı ve amacı iyi belirlemez isek banalleşir. Tanıyacağımız şehirde ne yapmak istediğimizdir belirleyici olan ve yanımızda kimin olduğu… Ha, turist olarak avarece dolaşmak yegane amacımızsa, bence hiç hesap yapmadan, mümkünse birlikte olduğunuz gruptan koparak şehre kendinizi bırakmak en iyisidir. Şehir sizi, sizden iyi tanır, sizin arzu ve hevesinizi bilir, ona göre kendisini size gezdirir. Seyahatinizin sonunda bu şehri en çok kime tanıtmak istediğinizi düşünün ve ona anlatmaya başlayın diye de öneririm.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

Galeri

WhatsApp-Image-2020-04-24-at-09.59.43-1 EROLGOKA25-scaled EROLGOKA-1 IMG-20190810-WA0064 kitap ShowLetter1 01 09 15 13 17-1 IMG_0971-Özel