Demokrasi sandıktan ibaret değildir!

Böyle dediniz hep. Tartışmasız doğru bir cümlenin arkasına gizlemeye çalıştınız hinliklerinizi. Lakin uzun, çok uzun gölgeniz çuvala sığmadı, sizi hep ele verdi. Varlığını, devlete zeval gelmesin diye en sessiz biçimde, sandıkta göstermeyi yeğleyen millete ve iradesine karşıtlığınızı saklayamadınız.

“Demokrasi sandıktan ibaret değildir!” dediğinizde sahiden genelin çıkarlarından, bireysel hak ve özgürlüklerden yana olduğunuzu aklımızın ucundan bile geçirmedik. Siz böyle dediniz diye demokrasimizin her türlü ifade özgürlüğüne, karar alma süreçlerine derinlemesine yayılarak güçlenmesini istediğinizi hiç düşünmedik. Siyasetin partiler ve sivil toplum (örgütleri) aracılığıyla gündelik hayatın çeperlerine kadar uzanmasından yana olduğunuzu sanmadık. Açıklığı, diyalogu ve müzakereyi arzuladığınız zehabına kapılmadık. Devlet işleyişinde adalet dağıtan bir hukuktan ve millet denetiminden yana olabileceğinizi hayal dahi etmedik.

Siz bizi tanıdığınızı sanıyordunuz ama ne acılarımızdan ne umutlarımızdan haberiniz vardı. Biz ise kemik iliklerinize kadar ezberlemiştik sizi. İnsanı değil devleti ve makamları kutsal olarak görüyordunuz. Milletten, köylülerden, poturlulardan ve geleneklerinden hazzetmediğinizi öylesine belli ediyor, “biz”den hiçbir şey olmayacağını, üç kuruşa, kömüre, makarnaya oyumuzu satabileceğimizi o kadar çok söylüyordunuz ki… Siz anlamadığımızı düşünüyordunuz ama biz dilinizi öğrenmiş, tercümede ustalaşmıştık. “Demokrasi sandıktan ibaret değildir!” sözünüzü, “Millet de kim oluyor, burası bizden sorulur, biz varız, derin yapılar var, devlet aklı var” diye tercüme ediyorduk. Bizi adam yerine koymayan, vasiye ihtiyacı olan çocuklarmışız muamelesi yapan icraatlarınız ne çoktu!

Alın işte, “çatı aday” önerilerinizle benzer bir icraatla daha karşımıza çıktınız. Asıl isteğinizin demokrasimizin güçlenmesi, siyasetin itibar kazanması olmadığını, sözüm ona “tarafsız ve siyaset-üstü” aday tercihinizle gayet güzel anlattınız. Elinizden gelse cumhurbaşkanını halka da seçtirmez, siyaseti bu ulvi makama bulaştırmazdınız. Keşke şu çatı mutabakatını 12 Eylül Cuntası öncesinde gençlerimiz yitip gitmesin diye kurabilseydiniz, darbelere çanak tutmasaydınız diye hayıflanmadan edemiyoruz.

Biz güçlü demokrasiyi, “daha çok siyaset” olarak anlıyor sizse bizim nefes borumuz olan siyasetin alanını daralttıkça daraltıyorsunuz. Siyaseti yerin dibine batırıyor, eğitimi, bilinen dil sayısını en önde tutuyorsunuz. Siyasi parti liderliğini de, halkın seçtiği cumhurbaşkanının millete liderliğini de küçümsüyorsunuz. Bir tür kendini inkâr sizinki…

Biz bu tavırlarınıza alıştık, dert etmiyoruz, işimize gücümüze bakıyoruz ama siz niye biraz dünyaya bakmıyorsunuz? “Lider mi, yönetici mi” tartışmalarına neden şöyle bir göz gezdirmiyorsunuz?

Özellikle 1980 sonrası değişen dünya koşulları ve küreselleşme süreçleri, beşeri bilimler ve organizasyon çalışmalarındaki liderlik araştırmalarında ciddi bir farklılaşma ve yoğunluğa yol açtı. “Karizmatik liderlik”, “dönüştürücü liderlik”, “etkileşimci liderlik”, “vizyon sahibi liderlik” gibi birçok yeni tanım, yönetim literatürüne katıldı. Artık “lider” ve “yönetici” kavramları arasında bir ayrıma gidilmesi öneriliyor.

“Yöneticilik, uygulamaya koymak, işleri yürütmek, yönetim ve sorumluluğu üstlenmek anlamına gelir. Liderlik ise etkilemek, tutulacak yolu ve yönü seçmek, davranışları ve görüşleri yönlendirmektir. Yöneticiler işleri doğru yaparlar, liderler ise doğru işleri yaparlar” deniyor. Yönetici yapılması gerekenleri kontrol ve işleri koordine eden ve daha çok olağan durumu koruyan kişi; lider ise, neler yapılması gerektiğine karar veren, kişileri ve kurumları yönlendiren, ileriye dönük bakış açısıyla hareket eden kimse olarak tanımlanıyor.

“Yönetici, idare eder; lider, önderlik yapar. Yönetici, muhafaza eder; lider geliştirir. Yönetici, sistemler ve yapı üzerinde, lider ise insanlar üzerinde yoğunlaşır. Yönetici, kontrole güvenir, lider ise güven aşılar. Yönetici, statükoyu kabullenir, lider ona meydan okur. Yönetici, otoriteye; lider ise güçlü iradeye bağlıdır. Yönetici, nasıl yapılacağını bilir; lider öğretir. Yönetici, kısa görüşlüdür; liderinse uzun bir perspektifi vardır. Yönetici taklit eder; lider, meydana getirir, yeni şeyler bulur. Lider ve yönetici arasındaki temel fark, güç ve otorite kaynaklarıdır. Lider, gücünü, izleyenleriyle arasındaki etkileşimin kalitesinden ve yoğunluğundan; yönetici, bulunduğu makamdan, statünün otoritesinden alır.”

Tamam, bizi de, sandıktaki tercihlerimizi de ciddiye almıyorsunuz anladık ama siz de gerçekten liderlik özelliğini haiz bir cumhurbaşkanı istediğimizi anlayın. Yine anlaşamadık değil mi?

Kaynak: Yeni Şafak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

Galeri

WhatsApp-Image-2020-04-24-at-09.59.43-1 EROLGOKA25-scaled EROLGOKA-1 IMG-20190810-WA0064 kitap ShowLetter1 01 09 15 13 17-1 IMG_0971-Özel