Neden AK Parti ve MHP koalisyonu?

Türkiye, koalisyon ihtimallerini tartışıyor. TÜSİAD’ın, Ak Parti ve CHP’li milletvekillerinin ve parti yöneticilerinin, genellikle Ak Parti ve CHP koalisyonundan yana oldukları söylentisi dolaşıyor. HDP sözcüleri, bu koalisyonu istediklerini alenen dillendiriyorlar. MHP, HDP’yi kesinlikle dışarıda tutan, erken seçim ihtimaline de kötü bakmayan bir bakışa sahip görünüyor. CHP-HDP ve MHP’nin bir biçimde bir arada olmaları için uğraşan çevreler olduğunu biliyor, duyuyoruz. Kendi adıma, bu son formülün sosyolojik gerçeğimize ve siyasi geleneğimize asla uygun olmadığını, böyle bir ihtimalin büyük bir alt-üst oluşa hazır olunması anlamına geleceğini düşünüyor, gerçekleşmemesi için çabalıyor, dua ediyorum. Sayın Bahçeli’nin HDP’li bir formüle ilişkin uzlaşmaz tutumunun açık başbakanlık teklifine rağmen sürmesi umut verici… HDP’yi çifte ajandaya sahip olması, çözüm sürecindeki kaypak ve güvenilmez tutumları; CHP’yi ise eski ve yeni Türkiye arasındaki mücadelenin zaafa uğrayacağı ve ülkenin ana muhalefetsiz kalamayacağı nedenleriyle Ak Parti ile muhtemel bir koalisyondan dışlıyorum. Ak Parti ve MHP’nin yapacağı koalisyon bana en ehven ve uygun olanı görünüyor. Kamuoyu araştırmaları, milletin çoğunluğunun özellikle Ak Parti ve MHP seçmeninin de benimle aynı kanaatte olduğunu bildiriyor. Birçok STK ve MÜSİAD da bizim gibi düşünüyor. Kimin niye, nasıl bir koalisyon istediğini analiz etmek gerçekten güzel bir tema olabilirdi. Ama biz şimdilik, kendi tezimizi savunmakla yetinelim.
Birçok tali nedenin yanısıra, Ak Parti ve MHP arasındaki koalisyonunu savunmamın başta gelen gerekçesi, bu iki partinin tabanları arasındaki benzerlik dolayısıyla ileride geçilecek başkanlık sisteminin sosyolojik alt-yapısına geçiş imkânı sunması… Elbette bu tespitim, başkanlık sisteminin, bu koalisyon için ön şart olması gerektiği anlamına gelmiyor. Koalisyon süresince başkanlık sitemi ağza dahi alınmayabilir. Önemli olan, siyasetimizi benzer tabanların şekillendirmesi, toplumsal olan ile siyasal olan arasında belli bir mütekabiliyet, bir ahenk bulunması. Ak Parti’nin MHP ile birlikteliği, otomatik olarak HDP ve CHP’yi yakınlaştıracaktır. Geçen zaman bu iki partinin “Sol Kemalizm”de birlikteliğe ne kadar yatkın olduklarını gösterdi. Şüphesiz Ak Parti ve MHP tabanlarındaki benzerliğin CHP ve HDP tabanları için aynen söz konusu olduğu söylenemez ama bu siyasi konumlanış, eninde sonunda iki parti esasına dayanan bir şekillenmeye doğru evrilir diye düşünüyorum. Ak Parti-MHP ve CHP-HDP yakınlaşmalarının, toplumumuzu iki partili sisteme hazırlarken normalleşmeye de katkıda bulunacağını sanıyorum.
Ak Parti–MHP koalisyonu için diğer önemli gerekçem ise, Türk milliyetçilerinin de çözüm sürecine kazandırılması… “Çözüm sürecine kazandırmak” derken kastım, MHP’nin tam anlamıyla çözüm süreci yanlısı olması değil. Köprülerinin altından akan bunca sudan sonra yeni bir biçim alacağı kesin olan çözüm süreci, MHP’nin kaygılarını giderecek tarzda yeniden tasarlanabilir. MHP, kamu düzeniyle ilgili bakanlıkları alarak hem kendisinin hem toplumun süreç konusundaki endişelerinin yatışmasını temin edebilir. Ak Parti ise Kürt kimliğiyle ilgili kazanımların devamının ve Kürtlerin endişe etmemelerinin garantörlüğünü üstlenerek dengeyi sağlayabilir. Tüm bunlar olurken, örgütün silahtan arındırılması amacı ve sorunların çözümü için adres olarak siyasetin gösterilmesi anlayışı aynen devam eder.
Ak Parti-MHP koalisyonunun önünde birçok engel olduğunun farkındayım. Her şeyden önce, başka koalisyon ihtimalleri için çabalayanlar var. Ekonomik istikrar ve kutuplaşmanın azaltılması gibi gerekçelerle savunulan, sandalye sayısının çokluğu savunucuların iştahını artırsa da, siyaseten komik ve imkânsız, uzun vadede çok tehlikeli olan Ak Parti ve CHP koalisyonu… Sosyolojik ve hatta siyasi olarak abesle iştigal olan, sadece devri sabık isteyen nefret dolu şahısları tatmin için gündeme getirilen CHP-MHP-HDP üçlüsünden bir iktidar bloku kurma girişimleri… Bu zayıf ihtimalleri dışlasak ve yukarıda öngördüğümüz ve istediğimiz Ak Parti ve MHP koalisyonuna doğru bir gidiş olacağını varsaysak bile yine de Türkiye’nin önündeki yol çok uzun ve engel dolu. Bu engellerin başında HDP’nin yapısının ne yöne doğru bir değişim geçireceğinin tahmin edilemez olması geliyor.
Evet, artık Kürtlerin toplandığı en büyük parti HDP. Kendini Sol’da konumlayan bir Türkiye partisi hedefine rağmen HDP, hemen tamamen bir etnik parti hüviyetinde. Bölgemizde, IŞİD’i gösterip Kürt etnik hareketine razı etmek isteyen bizzat bunun için uğraşan bir konjonktür ve ABD gücü var. Belli ki Kürtler için etnik kimlikleri bir süre daha diğer tüm kimliklerinin önünde gelecek. Bu yorucu tabloya rağmen, ülkemiz demokrasisi adına umutluyum. Yükselen Kürt etnik kimlik bilincinin bir süreliğine “ayrışmacı” bir karakter taşıyacağını sanıyorum ama asla onu “ayrılıkçı” bir eğilim olarak okumuyorum. HDP nasıl bir okuma yapacak ve seçim öncesi Türkiye partisi olma idealini muhafaza edecek mi bilmiyoruz. Öcalan’ın tavrının ne olacağı da bilinmeyenler arasında. Bu çok bilinmeyenli denklemin ortasında ne kadar sakin ve güvenli bir duruş sergilersek, o ölçüde kazananın Türkiye olma ihtimali artacak.

Kaynak: Yeni Şafak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

Galeri

WhatsApp-Image-2020-04-24-at-09.59.43-1 EROLGOKA25-scaled EROLGOKA-1 IMG-20190810-WA0064 kitap ShowLetter1 01 09 15 13 17-1 IMG_0971-Özel