Öfke patlamasını yenmek için öfkeyi doğru anlamalı

Öfke patlamasını yenmek için öfkeyi doğru anlamalı

Öfke geldiğinde, kendisini çok belli eden, hepimizin içini daraltan, bizi başımızı derde sokma riski olsa bile ileriye doğru ittiren, bedenimizin çalışmasını değiştiren, kalbimizin çarpmasını, konuşmamızı hızlandıran, ses tonumuzu yükselten, tüm dikkatimizi bizi kışkırtan kişi veya kişilere yönelten bir duygudur. Ruhsal aygıtımızın içinde yer alan tüm duygular gibi öfke de zor ama kesinlikle gerekli bir duygu. Bir işarettir, işlerin yolunda gitmediğini, canımızı sıkan bir sorun olduğunu gösterir; ama duyguların işaret dilinden anlayan birine. İşaret ettiği tehlike, genellikle başta benlik saygımız olmak üzere, değerlerimizin ve değer verdiğimiz bir şeyin tehlikede olduğudur. Öfkenin işaret ettiği sorunu göremiyorsak, onun bize uyarısına kulak verip gerekli önlemleri almıyorsak, bu kez şiddeti gittikçe artacak kendisi sorun haline gelecektir. Tıpkı yemeğin yeterince ısındığını haber veren tencerenin çalan düdüğü gibi, onu dinleyip gereğini yapmazsak sesini sürekli yükseltip sonunda tencereyi patlatacaktır. Öfke duygusu ne kadar yoğunsa, alınması gereken önlem de o kadar acildir. Önlem alınmazsa basit bir dur işareti, ambulans sireni haline dönüşecektir.

Öfke, tehlike işareti olarak fevkalade değerli ama kendi başına soruna çözüm olarak inanılmaz derecede uygunsuzdur. Zira öfkeye yol açan tehlikeyi, dolayısıyla öfkeyi ortadan kaldıracak bir önlem alınmazsa, öfkeyi içimizde hissetmekle birlikte başlayan değişimler bilincimize de uzanır, öfke yoğunlaştıkça bilincimizde değişmeye, olayları mutedil biçimde değerlendirmemeye başlarız. Algılamamız, dünyaya bakışımız farklılaşır, çevremize ve çevremizdeki insanların kaygılarına dikkat etmeyiz, yeni bilgileri alma yeteneğimiz giderek kaybolur. Sadece öfke kaynağını ortadan kaldırmaya, bedeli ne olursa olsun, amacımıza ulaşmaya odaklanırız. Keskin sirke, küpüne zarar bir hale dönüşür.

Bazı kişilikler ve bazı mizaçlar daha öfkeli olmaya yatkın olabilir. Ama hiç kimse sadece bir gecede öfkeli birisi haline gelmez. Bu nedenle öfkemizi denetim altına almak istiyorsak ilk yapmamız gereken, öfkemizi her hangi bir şeyle mazur ve meşru göstermemektir. Öfkemizi mazur göstermek yerine, nedenleri üzerinde birlikte düşünürsek, belki nasıl kurtulacağımız konusunda da kafa yormuş oluruz.

(Bu yazı, Doç. Dr. Murat Beyazyüz ile birlikte yazdığımız Kapı Yayınları’ndan çıkan GEÇİMSİZLER kitabından alınmıştır.)

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

no images were found