Gençlik başımda duman!

Sağlam bir demokratik zemine yerleşene kadar muhafazakarlık, demokratlık, hak ve özgürlükler konularında konuşmanın arada bir aciliyet kazanacağı anlaşılıyor. “Kızlı-erkekli” başlıklı son tartışmayı izliyoruz, konuşmak için tablonun netleşmesini bekliyoruz. Şimdi söz almamızın nedeni, gençliğin yalnızca hukuki terminolojinin içinde ve 18 yaşını doldurup doldurmama ekseninde ele alınmasına itiraz etmek; gençliğe hukuki, ideolojik bakışın dar geleceğini, derinlemesine psikolojik bir bakış gerektiğini anlatmaya çalışmak.

“Bizim zamanımızda gençler ne kadar edepli, ahlaklıydı, çalışkan ve kadirşinastı oysa şimdikiler…” diye başlayan sözleri hep duyuyoruz. Gençliğimiz sırasında yetişkin olanlar da, bizim hakkımızda böyle diyorlardı, onlara da onların büyükleri. Nesiller değişse de gençlere “vur abalıya” tavrı göstermemiz değişmiyor. Gençlik dönemini bilmiyor, gençleri anlamıyoruz.

Çocukluk ve yetişkinlik arasındaki gençlik döneminin ortaya çıkışı modern zamanlarla birliktedir. Geleneksel dünyada “akıl baliğ” olanlar, çocukluktan çıkmış kabul edilirler, hızla toplumsal hayata katılırlardı. “Akıl baliğ” olur olmaz, başta dini olmak üzere hukuki, toplumsal, ekonomik tüm alanlarda yetişkinlerle aynı hak ve sorumluluklara sahip olurdunuz.

Modernlikle birlikte meslek edinmek için gerekli eğitim süresi giderek uzamaya başladı. Toplumsal işbölümünün gerektirdiği koşullar nedeniyle biyolojik ve zihinsel bakımdan akıl baliğ olmalarına rağmen gençler çalışma hayatına katılamadılar; taşı sıksalar suyunu çıkarabilecekleri halde ekonomik olarak ebeveynine bağımlı kaldılar. Evlilik ve toplumsal sorumluluk alma yaşı da giderek uzadı, gençlik bir “ara toplumsal kategori” haline geldi. İki arada bir derede kalan, ne çocuk ne yetişkin olan bu insanlar, kendilerine göre alt-kültürler geliştirdiler. Gençler, davranış ve alt-kültür olarak ayrıldıkça beşeri bilimlerde ve tıpta gençlik dönemi apayrı bir insanlık evresi olarak ele alındı; onlar hakkında ebeveynin, eğiticilerin ve yetişkinlerin anlayabilmesi için rehber kitaplar yazıldı.

Gençlik dönemi, sandığımız gibi, insanın başında esen kavak yellerinin altında gününü gün ettiği, en hercai devresi değil. Gençlik zamanlarında çoğunlukla günlerin, saatlerin hatta dakikaların bile bir türlü geçmek bilmediği oldukça sıkıntılı anlar söz konusu. Zira bedeni bile hemen her gün değişen, acemi gencin yapılacak o kadar çok işi var ki…

Ebeveyninden ayrışmaya, dünyayla bir insan teki olarak yüzleşmeye başlayan genci birçok zorlu sınav beklemektedir. Hangi mesleği edinecek, duygusal hayatını yoluna koymak, bir dünya görüşü, bir kimlik oluşturmak için ne yapacak, kimlerle nasıl bir sosyal çevrede bulunacak? Tüm bu sorulara cevap vermek zorunda genç insan ama bunlar öyle çoktan seçmeli sınavlar gibi bir saatte biten cinsten değil; cevaplar bazen çok uzun zaman alabilir.

Enformasyon teknolojilerinin, internet oyunlarının, sosyal medyanın kucağında büyüyen günümüz gençlerinin kimlik edinme zorlukları kat be kat arttı. Aileden, akrabadan, okuldan, arkadaş çevresinden sonra günümüzde dünyanın her yerinden sunulan çok çeşitli değer önerileri geliyor gencin zihnine. Bunların içinden sağlam bir kimlik duygusu için en uygun olanları seçip içselleştirmek zorunda. Sanılanın aksine, insanın ahlaki ve felsefi konular üzerinde bu kadar çok yoğunlaştığı, dünyanın ve ülkesinin idaresiyle bu kadar çok ilgilendiği bir dönem daha yok.

İnsanın en güçlü, en enerjik, yeteneğinin şahikaya ulaştığı bir devresi gençlik ama tecrübesizliğin, ne yapacağını bilememenin, enerjisinden faydalanmak için musallat olanlarla uğraşmanın, çok zor görev yükünün altında boş yere akar gider o güç ve enerji…

“Gençlere has” diye sunulan birçok sorunun kökeninde de hızlı değişim sürecinde ortaya çıkan dürtülerde, ilgi ve heveste, enerjide artış bulunuyor. Gençler, eşyanın tabiatı icabı kaplarına sığmazlar. Henüz dürtü ve duygularını denetim altına almakta pek ustalaşamadıklarından özellikle kendilerine karşı anlayışlı davranılmayan durumlarda kolayca eyleme dönük hale gelebilirler.

İnsanlığın, toplumun geleceğini teşkil eden gençlerle ilgili olarak yetişkinler her zaman kaygılandılar. Bu kaygılarının temeli diye gençlerdeki kafa karışıklığı ve duygusal kargaşa yaşantıları gösterilir.

Ancak araştırmalar, gençlerin çoğunun sorunlarla baş edebildiklerini, uyumlu bir yaşantıyı başarabildiklerini ortaya koyuyor. Gençlik döneminde psikolojileri ciddi bir sarsıntı geçiren, kimlik karmaşası yaşayanlar sadece küçük bir azınlık.

Gençlik döneminde görülen sorunları abartmamamız, geleceğimizin teminatı olan bu insanlara güvenmemiz gerekli; onlar bunu ziyadesiyle hak ediyorlar. Gençleri asla küçümsememeli, küçük düşürmemeli, güçlerini, değerlerini ve kişiliklerini basite almamalı, tehdit etmemeli, iyi örnek olmalıyız. Evet, gençler için yapılabilecek en olumlu davranış, iyi örnek olmaktır. Gençlerin sonunda onlara örnek olan yetişkinlere benzedikleri, bu dünyadaki insani boyutun hiç değişmemesinden belli değil mi?

Kaynak: Yeni Şafak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Videolar

Yükleniyor...

Galeri

WhatsApp-Image-2020-04-24-at-09.59.43-1 EROLGOKA25-scaled EROLGOKA-1 IMG-20190810-WA0064 kitap ShowLetter1 01 09 15 13 17-1 IMG_0971-Özel